Kayıtlar

Ağustos, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Zulmün Gölgesinde Yükselen Ses

Resim
 Ve dünya yine susacak… Göklerin altında bir halkın feryadı yükselecek. Çocukların sesi… Annelerin çığlığı… Evlerini kaybedenlerin sessizliği… Yıkılmış sokakların arasında tozla karışan dualar… Ve dünya, bütün bunları görecek. Ekranlar konuşacak. Kürsüler konuşacak. Devletler açıklamalar yapacak. Kelimeler çoğalacak. Ama acı, kelimelerden daha büyük olacak. Çünkü zulüm, bir cümleyle sona ermeyecek. Bir açıklamayla bir çocuğun korkusu silinmeyecek. Bir imzayla yıkılmış bir ev yeniden kurulmayacak. Ve insanlık, yine aynı sorunun karşısında kalacak: “Kim ayağa kalkacak?” İşte o anda Anadolu sessizliğini bozacak. Ama bu kez öfkeyle değil. Kinle değil. İntikamla hiç değil. Adaletin sesiyle… Çünkü Türk milletinin tarih boyunca taşıdığı en ağır emanetlerden biri güç değil yalnızca; mazlumun yanında durma sorumluluğudur. Ve o ses şöyle yükselecek: “Bir çocuğun hayatı, hangi bayrağın altında doğduğuna göre değişmez. Bir annenin gözyaşının milliyeti yoktur. Bir babanın evladını kaybetmesinin...

Bir Anda Sarsılacak Dünya

Resim
 Ve sonra… Hiç kimsenin beklemediği bir anda yerin derinliklerinden boğuk bir ses yükselecek. Önce kimse anlamayacak. Bir uğultu… Uzaklardan gelen, toprağın altında dolaşan görünmez bir titreşim… Sonra camlar titremeye başlayacak. Duvarlar konuşacak. Kapılar yerlerinden oynayacak. Ve birkaç saniye içinde insanın kendisini dünyanın sahibi sandığı o büyük yanılsama paramparça olacak. Çünkü insan, yerin altında ne kadar büyük bir güç saklandığını unutmuştu. Ta ki toprak konuşana kadar… Bir anda… Lambalar sönecek. Şehirlerin ışıkları kaybolacak. Gökyüzünü aydınlatan o yapay parıltının yerini karanlık alacak. İnsanlar sokaklara savrulacak. Kimi çocuğunun adını haykıracak. Kimi annesini arayacak. Kimi telefona sarılacak. Kimi olduğu yerde donup kalacak. Ve o birkaç dakika, insana bir ömür kadar uzun gelecek. Çünkü zaman, korkunun içinde başka türlü akar. Bir saniye, bir asır gibi… Bir nefes, son nefesmiş gibi… Sonra daha büyük bir sarsıntı gelecek. Yer, sanki kendi içindeki bütün öfkeyi ...

Sabahın İlk Adımlarında

Resim
 Ve sabah doğacak… Ama kimse alkışlamayacak. Çünkü bazı sabahlar, sessiz gelir. Bir güneş yükselir, bir şehir uyanır, bir kuş öter, bir pencere açılır… Ve dünya, sanki hiçbir şey olmamış gibi yeniden dönmeye başlar. Oysa bazı geceler insanın içinden geçmiştir. Ve insan, sabah olduğunda aynı insan değildir. Ben de olmayacağım. Çünkü gece boyunca kalbimde taşıdığım bütün sorular, beni başka bir yere götürmüş olacak. Artık dünyayı değiştirmeye kendimden başlamam gerektiğini bileceğim. İlk adımımı yıkılmış bir sokağa atacağım. Etrafımda hâlâ duvarların gölgeleri olacak. Bir zamanlar insanların yaşadığı evlerin yerinde sessizlik duracak. Ama o sessizliğin içinde bir hareket göreceğim. Bir kadın, elleriyle taşları kaldırıyor olacak. Bir adam, yanındaki yaşlıya su taşıyor olacak. Bir çocuk, bulduğu küçük oyuncağı başka bir çocuğa verecek. Ve o an anlayacağım: İnsanlık, en zor zamanlarda bile tamamen yok olmamış. Sadece üstü küllerle örtülmüş. Bir kıvılcım gibi… Bir nefes gibi… Bir dua gib...

Sabah Olmadan Önce

Resim
 Ama sabah hemen gelmeyecek. Çünkü bazı geceler, insana sabahı beklemeyi öğretir. Saatler geçecek. Gökyüzü kararacak. Rüzgâr eski binaların arasında dolaşacak. Uzaklarda bir kapı kapanacak. Bir başka yerde bir lamba yanacak. Ve dünya, hiçbir şey olmamış gibi kendi sessizliğinde dönmeye devam edecek. Ama insanın içinde başka bir şey başlayacak. Bir uyanış… Sessiz. Gösterişsiz. Kimsenin fark etmeyeceği kadar derin. Çünkü bazen insanın yeniden doğması için dünyanın değişmesi gerekmez. Kendi kalbinin değişmesi yeter. O gece, yeniden yalnız kalacağım. Ve bu kez korkularımdan kaçmayacağım. Onların karşısında duracağım. Bunca yıl beni yöneten korkulara bakacağım. Kaybetme korkusuna… Yalnız kalma korkusuna… Yanlış anlaşılma korkusuna… Başarısız olma korkusuna… Ve en derinde, ölüm korkusuna… Sonra diyeceğim: “Ben sizi artık taşıyamıyorum. Sizi Rahman’a bırakıyorum.” Çünkü insan, kendi omuzlarına sığmayacak kadar büyük yükler taşıdığında yürümeyi unutuyor. Oysa bazı yüklerin taşınması değil,...

Ayağa Kalktıktan Sonra

Resim
 Ve insanlık ayağa kalkacak… Ama ayağa kalkmak, her şeyin bittiği anlamına gelmeyecek. Çünkü bazı yaralar, duvarlardan daha uzun yaşar. Bazı kayıplar, şehirler yeniden kurulsa bile insanın içinde yaşamaya devam eder. Bu yüzden ilk işimiz yeni binalar yapmak olmayacak. Önce kalplerimizi onaracağız. Çünkü taşları yerine koymak kolaydır. Asıl mesele, dağılan bir kalbi yeniden bir araya getirmektir. İşte o zaman anlayacağız… Yıkımın en büyük olanı dışarıda değildi. İçimizdeydi. Yıllardır biriktirdiğimiz öfkelerde, söylemediğimiz özürlerde, affetmediğimiz insanlarda, başkasının acısına kapattığımız gözlerdeydi. Ve Rahman, bize önce kendi içimizdeki enkazı gösterecek. Bir gece, tek başıma kalacağım. Etraf sessiz olacak. Telefonlar susmuş, şehir uzaklaşmış, insanların sesleri kaybolmuş olacak. Ve ben kendi kalbime bakacağım. Orada kimlerin kırıldığını göreceğim. Kimin sözünü gereksiz yere incittiğimi… Kimin elini tutabilecekken uzatmadığımı… Kimin yardım çağrısını duyup sustuğumu… Kimin h...

Gecenin Ardındaki İşaret

Resim
 Ve gece daha da derinleşecek… Şehirlerin ışıkları birer birer sönecek. Sokaklar sessizleşecek. İnsanlar evlerine çekilecek. Dünyanın bütün gürültüsü, sanki görünmez bir el tarafından susturulacak. İşte o vakit, insan kendi sesiyle baş başa kalacak. Kaçtığı korkularıyla… Sakladığı pişmanlıklarıyla… Kimseye anlatmadığı yaralarıyla… Ve yıllardır içinde taşıdığı o büyük soruyla: “Bunca şey neden oldu?” Cevap hemen gelmeyecek. Çünkü bazı cevaplar kelimelerle verilmez. Bazı cevaplar, insanın yaşayarak anlaması için zamanın içine saklanır. Ben de o gece cevap aramayı bırakacağım. Başımı eğeceğim. Ve diyeceğim: “Ey Rahman… Ben her şeyi anlayamam. Neden bazı yolların kapandığını, neden bazı insanların gittiğini, neden bazı gecelerin bu kadar uzun sürdüğünü bilemem. Ama Sen bilirsin. Ben göremediğimi Sen görürsün. Ben bilemediğimi Sen bilirsin. Benim yetişemediğim yere Senin rahmetin yetişir.” Ve o anda, kalbimde yıllardır taşıdığım ağırlık bir parça hafifleyecek. Çünkü insan bazen cevabı b...

Küllerin İçinden Yükselen Dua

Resim
 Ve sonra… Sessizlik çökecek. Öyle bir sessizlik ki, şehirlerin gürültüsünden daha ağır, savaşların sesinden daha derin olacak. İnsanlar birbirlerine bakacak ama söyleyecek söz bulamayacak. Çünkü bazı acılar vardır; kelimeler onlara yetişemez. Bazı geceler vardır; sabahı beklemek bile bir ibadete dönüşür. İşte o gecelerden birinde, yeniden ellerimi Rahman’a açacağım. Bu kez yalnız kendim için değil. Bu kez bütün yaralı kalpler için… Dünyanın unuttuğu insanlar için… Adı hiçbir yerde yazmayanlar, hikâyesi hiçbir ekranda anlatılmayanlar, acılarını sessizce taşıyanlar için… Ve diyeceğim: “Ey Rahman… Bizi karanlığın içinde kaybolmuş kullarından eyleme. Bize yol göster. Bize kalplerimizin unuttuğu merhameti yeniden hatırlat. Çünkü biz bazen öylesine yoruluyoruz ki, iyiliğin bile mümkün olduğuna inanmakta zorlanıyoruz. Bize yeniden inanmayı öğret.” Sonra başımı kaldıracağım. Gökyüzüne bakacağım. Bulutların arasında bir ışık aramayacağım. Çünkü artık biliyorum: Işık her zaman gökyüzünden g...