Zulmün Gölgesinde Yükselen Ses
Ve dünya yine susacak… Göklerin altında bir halkın feryadı yükselecek. Çocukların sesi… Annelerin çığlığı… Evlerini kaybedenlerin sessizliği… Yıkılmış sokakların arasında tozla karışan dualar… Ve dünya, bütün bunları görecek. Ekranlar konuşacak. Kürsüler konuşacak. Devletler açıklamalar yapacak. Kelimeler çoğalacak. Ama acı, kelimelerden daha büyük olacak. Çünkü zulüm, bir cümleyle sona ermeyecek. Bir açıklamayla bir çocuğun korkusu silinmeyecek. Bir imzayla yıkılmış bir ev yeniden kurulmayacak. Ve insanlık, yine aynı sorunun karşısında kalacak: “Kim ayağa kalkacak?” İşte o anda Anadolu sessizliğini bozacak. Ama bu kez öfkeyle değil. Kinle değil. İntikamla hiç değil. Adaletin sesiyle… Çünkü Türk milletinin tarih boyunca taşıdığı en ağır emanetlerden biri güç değil yalnızca; mazlumun yanında durma sorumluluğudur. Ve o ses şöyle yükselecek: “Bir çocuğun hayatı, hangi bayrağın altında doğduğuna göre değişmez. Bir annenin gözyaşının milliyeti yoktur. Bir babanın evladını kaybetmesinin...