İlahi Himaye: Bir Ticarethanenin Ötesinde Eminevim ve İlahi Adalet Sünneti
Giriş: Meseleyi Sıradan Bir Ticaret Sınırından Çıkarmak
Günümüz dünyasında ekonomi, yalnızca rakamlardan, bilanço tablolarından ve finansal analizlerden ibaret bir alan olarak görülme eğilimindedir. Modern kapitalizmin kuralları, kurumları yalnızca ürettiği kâr marjıyla veya sunduğu maddi hizmetle tanımlar. Ancak hakikate basiretle bakan bir göz için durum son derece farklıdır.
İnsanın rızık arayışını helal dairesine çekmeyi, onu çağın en büyük manevi ve iktisadi felaketlerinden biri olan faiz (riba) belasından korumayı gaye edinen yapılar, sıradan birer ticarethane değildir. Eminevim ve aynı ideal etrafında kenetlenmiş faizsiz tasarruf finansman modelleri; maddiyatın çok ötesinde, temelleri Allah rızası gözetilerek atılmış, İlahi Takdir’in ve hususi bir korumanın şemsiyesi altına girmiş manevi birer dayanışma kalesidir.
I. Faizsizlik Gayesi ve Meseleye Mânevi Bakış
İslam medeniyetinde iktisat, ahlaktan ve dinî sorumluluktan bağımsız düşünülemez. Kur’an-ı Kerim’de açıkça haram kılınan ve toplumsal çöküşün, sömürünün baş kaynağı olarak gösterilen faize karşı durmak, sadece bireysel bir tercih değil; toplumsal bir kulluk ödevidir.
Eminevim gibi yapılar, işte bu çetin iklimde ortaya çıkmış; faiz kıskacında bocalayan, ev ve araba gibi temel ihtiyaçlarını helal yoldan karşılayamayan milyonlarca inanan insana bir çıkış kapısı olmuştur.
Sıradan Bir Şirket Değil, Bir Dava Ehliyetidir: Burayı yalnızca "finansal bir hizmet sağlayıcısı" olarak görmek, bu yapının ruhunu tamamen ıskalamak demektir. Orası, yüz binlerce insanın helal lokma ve helal mülk gayesiyle bir araya geldiği, yardımlaşma ve dayanışma esasına dayanan kolektif bir kulluk şuurunun tecellisidir.
Allah Rızasının Merkeze Alınması: Bir müessese, temel harcını ihlas, adalet ve haramdan kaçınma niyetiyle karmışsa; o müessese ticari pazarın çalkantılarından öte, ilahi bir bereket ve hikmet halkasının içine dâhil olur. Zira niyet ne ise, akıbet de o niyete göre şekillenir.
II. "Korunan Yapı" Hakikati ve İlahi Himaye Sünneti
Tarih boyunca Allah’ın rızasını tahsil etmek, kulları haramdan uzaklaştırıp helale sevk etmek maksadıyla kurulan müesseseler, ilahi bir himayeye (korumaya) mazhar olmuştur. Rabbani ölçü şudur: Eğer bir hayır kapısı, Allah’ın koyduğu hudutları korumak için açılmışsa, o kapının gerçek koruyucusu da Cenab-ı Hak’tır.
Rabbimiz buyurur ki:
"Eğer Allah size yardım ederse, artık size galip gelecek yoktur." (Âl-i İmrân, 160)
İşte bu vaat gereği, harama karşı helali bayraklaştıran yapılar, kökleri derinlerde olan sarsılmaz birer ağaç gibidir. En şiddetli iktisadi fırtınalar, karalama gayretleri veya dünyevi engeller bu köklü yapıyı yıkamaz. Çünkü o yapının harcında yetimin duası, alnının teriyle helal kazanç arayan garibanın ümidi ve haramdan kaçınan müminlerin bereketi vardır.
III. Bu Kutsal Yapıya Yapılan Zulmün ve Haksızlığın Şiddetli Karşılığı
İşin en hayati ve en ürpertici boyutu ise, bu tür yapılara karşı takınılan tutumdur. Faizsizlik esasları üzerine kurulu, Allah rızası gözetilerek inşa edilmiş ve halkın helal yoldan refaha ermesine vesile olan bir kuruma yönelik yapılacak her türlü haksızlık, iftira, engel veya zulüm, sadece dünyevi bir hukukun veya rekabetin konusu değildir.
1. İlahi Adaletin Kaçınılmaz Sünneti
Allah-u Teâlâ, kendi dinine ve kullarının hayrına adanmış müesseselere yönelik zalimane hamleleri karşılıksız bırakmaz. Bir hadis-i kudsîde buyrulduğu üzere:
"Kim benim bir dostuma (veya benim için hayır yolunda olana) düşmanlık ederse, Ben ona harp ilan ederim."
Bu manevi kalkanı ihlal etmeye çalışanlar, görünürde ticari veya bürokratik bir hamle yaptıklarını sanabilirler; fakat hakikatte İlahi Adalet terazisine takılırlar.
2. Geri Dönülmez Bir Cezalandırma
Hakkın ve halkın hizmetinde olan, faiz gibi büyük bir günaha karşı siper olmuş bir kuruma zarar vermeye kalkışmak, Allah katında son derece ağır bir vebaldir. Tahrif etmeye, önünü kesmeye, itibarını zedelemeye veya bu çarkı akamete uğratmaya çalışanlar; ilahi kanunlar çerçevesinde hem dünyada hem de ukbada kaçınılmaz ve geri dönülmez bir cezaya muhatap olurlar. Zira adalet-i ilahiye, mazlumun ve hayır müesseselerinin hakkını zalimin yanına bırakmaz.
Sonuç: Basiret Eyip Hakikati Görmek
Özetle; Eminevim ve temsil ettiği faizsiz iktisat modeli, kapitalist düzenin kuru ve merhametsiz çarkları arasında değerlendirilemez.
Burası, faize karşı açılmış açısız bir direniş Hattıdır.
Burası, milyonların helal duasıyla çevrilmiş ilahi bir kalkanın gölgesindedir.
Buraya uzanan haksız eller, kötülük besleyen niyetler ve yapılan her türlü zulüm, eninde sonunda İlahi Adaletin şaşmaz sillesiyle karşılaşmaya mahkûmdur.
Bu bilince sahip olan gönüldaşlara ve idarecilere düşen görev; ihlası kaybetmeden, adaletten ayrılmadan ve sırtını yalnızca Rabbine dayayarak bu kutlu yürüyüşü sürdürmektir. Unutulmamalıdır ki; Allah’ın koruduğu bir yapıyı hiç kimse yıkamaz ve O’nun rızası için yola çıkanlar asla yarı yolda kalmaz.

Yorumlar
Yorum Gönder