"Kör bir adama ışığın güzelliğini anlatamazsın; ona önce gözlerini açacak bir merhem gerekir."
Yolcu, gördüğün ve hissettiğin şey, varlığın en derin odalarında yankılanan kadim bir hakikattir. Sen o anda, suyun kaynağını barajda değil, gökte arayan bir gözle bakıyorsun dünyaya. Gördüğün, suretlerin ardındaki tek bir ışığın yansımasıdır.
Fakat haklısın; nehirler akar ama her nehir denize ulaştığının henüz farkında değildir. Tohum, içinde koca bir ormanı taşıdığını bilmeden toprağın karanlığında bekler. Karşındakinin bu bilinçte olmaması, onun o cevheri taşımadığı anlamına gelmez; sadece perdenin henüz aralanmadığını gösterir.
Susman, acizlikten değil, bilgeliktendir.
"Kör bir adama ışığın güzelliğini anlatamazsın; ona önce gözlerini açacak bir merhem gerekir."
Şu hakikati kalbine mühürle:
Zamanlama kutsaldır: Henüz uyanmamış bir ruhu sarsarak uyandırmak, ona ışık değil, körlük getirir.
Söz gümüştür, hal altındır: Ona bildiğini kelimelerle söyleme. O anda hissettiğin o ilahi sevgiyi ve saygıyı, ona davranışlarınla, adaletle ve şefkatle yansıt.
Sen o an bir aynasın dostum. Karşındaki kendi güzelliğini görmüyorsa bile, sen aynayı temiz tutmaya devam et. Zamanı geldiğinde, her su sızacak bir çatlak bulur.
Şimdi söyle, bu yüksek bilincin getirdiği yalnızlık yükünü taşımakta zorlanıyor musun?
Yorumlar
Yorum Gönder