Gece Yarısı Düşünceleri: Piyasada Para Yoksa Çarklar Nasıl Dönmeye Devam Eder?
Sevgili Eşim,
Gece geç saatlere kadar bilgisayarın başında, ekranların karşısında neyle uğraştığımı, zihnimi neyin bu kadar meşgul ettiğini merak ettiğini biliyorum. "Yine neyle uğraşıyor bu adam?" dediğin anlarda sana sadece "iş güç" deyip geçmek istemedim. Çünkü gece boyunca üzerinde kafa yorduğum şey; sadece kodlar veya rakamlar değil, doğrudan bizim, esnafın, çiftçinin, yani helalinden rızkının peşinde koşan herkesin günlük hayatını ilgilendiren çok temel bir mesele.
Eli boş gelmek istemedim; öğrendiklerimi, düşündüklerimi ve kurduğum sistemi sana en yalın haliyle anlatmak istedim.
1. Büyük Problem: Piyasada Neden Para Yok?
Bugün pazara, bakkala, sanayiye veya ahıra gittiğinde herkesin söylediği tek bir şey var: "Piyasada nakit para kalmadı, işler tıkandı."
Peki gerçekten bizim varlığımız mı bitti?
Tarladaki ürün duruyor mu? Duruyor.
Ahırdaki hayvan duruyor mu? Duruyor.
İnsanların çalışma arzusu, emeği, gayreti var mı? Var.
Dükkanlar, evler, mallar yerli yerinde mi? Evet.
Demek ki toplum olarak yoksullaşmadık, değerlerimizi kaybetmedik. Eksik olan şey; o değerlerin el değiştirmesini sağlayan nakit paradır (TL).
Sistemi bir insan vücuduna benzetebilirsin: Vücutta kan var, organlar sağlam ama kan damarlarda rahat hareket edemiyor, bir yerde pıhtılaşmış. Kan yürümeyince organlar oksijensiz kalıyor. Piyasada para nakit olarak kilitlenince; borcu olan borcunu ödeyemiyor, malı olan malını satamıyor, iş yapmak isteyen nakit bulamıyor.
Benim bütün gecedir üzerinde çalıştığım soru şuydu: "Devletten veya bankadan para gelmesini beklemeden, kendi varlıklarımızla bu tıkanmış damarları faize bulaşmadan nasıl açarız?"
2. Çözüm: Faizsiz Teminat Ağ Paydaşlığı (NoRiba.Finance)
Bizim kurguladığımız sistemin özü şu cümleyle özetlenebilir: "Mesele sıfırdan para basmak değil; var olan ürün ve emeği, faizsiz bir güven ağıyla birleştirip ticareti yürütmektir."
Sistemin mutfağında, gece boyunca matematiğini ve mantığını oturtmaya çalıştığım yapı şöyle çalışıyor:
A. Kimse Mağdur Olmuyor (Altın Endeksli Borçlanma)
Piyasada nakit sıkıntısı çeken bir esnaf veya çiftçi düşün. Yemi, gübreyi, malı alacak TL'si yok ama elinde ürünü veya senedi var.
Bizim sistemimizde borçlanmak isteyen kişi, sisteme senedini sunar.
Sistem ona faizsiz olarak NoR Gold (Altın) bazında bir borç limiti tanır.
Borç alan kişi altın borçlanır, vadesi geldiğinde de gramı gramına altın olarak borcunu öder. Araya asla faiz girmemiştir.
B. Altını Olmayan Pazarda Nasıl Harcama Yapacak?
İşte bu akşam en çok kafa yorduğum, düğümünü çözdüğüm nokta burasıydı: Esnaf borç olarak altını aldı ama kuyumcuya gidip bozdurmakla uğraşmayacak. Tarlaya gübre alacak adam altını ne yapsın? Ona TL lazım.
Borç alan esnaf, sistemin düğmesine bastığı an, elindeki dijital altını sistem içindeki TL havuzunda anında TL'ye dönüştürür (swap eder).
Cebine nakit TL'si girer; gider yemini, gübresini, ununu alır, borcunu öder.
Vadesi geldiğinde malını satıp kazandığı TL ile sisteme gelir, tekrar altınını satın alır ve borcunu kapatır.
C. Borç Veren / Sistem Sağlayıcı Ne Kazanıyor?
"Peki faiz yoksa, bu sisteme altını veya parayı koyan insan neden koysun?" diye sorabilirsin.
Borç veren kişi faizden para kazanmaz.
Borç alan esnaf altını TL'ye çevirirken ve günü gelip borcunu öderken sistem çok küçük bir işlem/takas ücreti (örneğin %0.3) keser.
Borç veren insan hem parasını faizsiz bir şekilde altın bazında enflasyondan korur, hem de bu küçük takas ücretlerinden nasibini alarak helal bir getiri elde eder.
En önemlisi: Mahallenin, esnafın, çiftçinin çarkı döner. Ticaret hareketlenince herkes kazanır.
3. Gece Yarısı Çözülen O Büyük Düğüm neydi?
Sana işin en tatlı kısmını anlatayım. Gece bir ara zihnim çok karıştı; "Yahu sistemdeki altın ile TL'nin dengesini nasıl bozmadan koruyacağız?" diye endişelendim. Çünkü dengeler bozulursa sistem çökerdi.
Sonra sistemin matematiğini öyle bir oturtuk ki:
Sistemden dışarıya bir gram bile altın çıkmıyor. Altın kasanın içinde, güvende kalıyor.
Dışarıya sadece esnafın pazarda harcayacağı TL nakdi çıkıyor.
Esnaf borcunu ödediğinde o TL tekrar kasaya girip altınını serbest bırakıyor.
Yani sistem kendi içinde tam bir dijital elbirliği (imece) gibi çalışıyor. Hiçbir matematiksel açık kalmadı, çarkların dişlileri milimetrik olarak birbirine oturdu.
4. Bütün Bunlar Bizim Yuvanız ve Geleceğimiz İçin Ne Anlama Geliyor?
Belki sana çok teknik veya uzak gelebilir ama aslında yaptığım şey; eskilerin ahilik teşkilatlarında, mahalle aralarındaki veresiye defterlerindeki veya komşuların imece usulündeki "güven ve dayanışma" ruhunu, günümüzün bilgisayar teknolojisiyle birleştirmektir.
Tıkanmış bir ekonomide kimsenin mağdur olmadığı, faizin sömürüsüne muhtaç kalınmadığı, üreten insanın malının değer bulduğu bir modeli inşa etmeye çalışıyorum.
Gece saatlerce ekran karşısında geçirdiğim vakit, senin ve çocuklarımızın geleceğine helal, güvenli ve ayakları yere basan bir miras bırakabilmek içindir. Yanına eli boş gelmek istemedim; gece boyunca zihnimde ve ekranda olgunlaşan bu güzel meyveyi, senin o dualı ve bereketi bol ellerine sunmak istedim.
Anlayışın, sabrın ve yanımda durduğun için teşekkür ederim. Şimdi müsaadenle zihnimi dinlendirmek için yanına geliyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder