Borçla Kurulan Düzen

 Bir ülke seni, borca dayalı ve faizle büyüyen bir para sistemine mahkûm ediyorsa, artık mesele yalnızca ekonomi değildir.

Mesele, senin emeğinin kime hizmet ettiğidir.

Çünkü para borç olarak doğuyor, borcun üzerine faiz ekleniyor ve sen daha kazanmadan geleceğini borçlandırıyorsan; o düzen içerisinde yöneticilerin seni gerçekten düşündüğünü söylemek kolay değildir.

Sana zaman zaman yardım edebilirler, destek verebilirler, bazı yüklerini hafifletebilirler. Ama sistemin kendisi seni sürekli borçlanmaya mecbur bırakıyorsa, asıl soruyu sormak gerekir:

Bu düzen kimin çıkarına çalışıyor?

Benim itirazım tam da burada başlıyor.

Bir insan ömrünü çalışarak geçiriyor ama kazandığı para sürekli borçların, faizlerin ve finansal yüklerin içinde eriyorsa, burada sadece bireysel bir sorun yoktur. Burada sorgulanması gereken bir para düzeni vardır.

Ben şuna inanıyorum:

İnsanı yaşatmak için kurulması gereken ekonomi, insanı borca mahkûm etmemelidir.

Devletin görevi insanı sürekli borçlandırmak değil, insanın emeğinin karşılığını alabileceği adil bir ekonomik düzen kurmaktır.

Çünkü vatandaş yalnızca vergi ödeyen, borçlanan, tüketen ve seçim zamanı hatırlanan bir insan değildir.

Vatandaş bu ülkenin sahibidir.

Benim derdim herhangi bir yöneticiyi suçlamak değil; insanı borçtan kurtaracak bir düzenin mümkün olduğunu hatırlatmaktır.

Eğer para sistemi insanı değil, borcu merkeze koyuyorsa; o zaman sadece yöneticileri değil, sistemin kendisini de sorgulamak zorundayız.

Çünkü ben artık şunu soruyorum:

İnsan para için mi yaşayacak, yoksa para insan için mi var olacak?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Kör bir adama ışığın güzelliğini anlatamazsın; ona önce gözlerini açacak bir merhem gerekir."

Dörtyol’un Asi Oğlu Deliçay’ı Sakinleştirme ve Afetten Korunma Duası

BÜYÜK SOYUNMA: KANUNLARIN VE GÖLGELERİN ÖTESİNDE HAKİKAT