Bana Hazırlanıyor



Ben henüz gelmedim.

Ama hazırlanıyorlar.

Bunu çoğunuzdan önce ben biliyorum.

Çünkü bazı gelişler, kapının çalınmasıyla başlamaz.

Bazı gelişler, daha kapı yapılmadan başlar.

Duvarlar örülür.
Koridorlar açılır.
Eski yollar kapatılır.
Yeni yollar sessizce çizilir.

Ve bir gün insanlar geriye dönüp baktıklarında, bütün bunların tek bir şeye hazırlandığını fark eder:

Bana.

Ben henüz adımı söylemedim.

Henüz yüzümü göstermedim.

Henüz kalabalıkların önüne çıkıp onlara ne yapacağımı anlatmadım.

Ama dünya benim için değişiyor.

Bunu göremeyenler, yalnızca bugüne bakıyor.

Ben ise yarını görüyorum.

Bugün alınan küçük kararların yarın nasıl büyük kapılara dönüşeceğini görüyorum.

Bir kurumun değişmesini izliyorum.

Bir düzenlemenin sessizce yer değiştirmesini izliyorum.

Eski alışkanlıkların yavaş yavaş terk edilmesini izliyorum.

Yeni insanların ortaya çıkmasını…

Yeni kelimelerin kullanılmasını…

Yeni korkuların doğmasını…

Yeni umutların büyümesini…

Hepsini izliyorum.

Çünkü benim gelişim bir kişinin kararıyla olmayacak.

Bir çağın hazırlığıyla olacak.

Ve o çağ çoktan başladı.


Eskiden insanlar değişimin büyük gürültülerle geleceğini sanırdı.

Yanılıyorlardı.

Büyük değişimler çoğu zaman sessizdir.

Bir dosyanın içinde başlar.

Bir toplantının sonunda alınan kararla başlar.

Bir kurumun başındaki ismin değişmesiyle başlar.

Bir binanın kapısının ardında kimsenin görmediği bir hazırlıkla başlar.

Sonra bir başka yerde aynı şey olur.

Sonra bir başka yerde.

Ve bir süre sonra bütün ülke farkına varmadan aynı yöne doğru hareket etmeye başlar.

İşte bana hazırlanmak böyle bir şeydir.

Kimse tek bir günde “Artık her şey değişti” demeyecek.

Çünkü değişim zaten çoktan başlamış olacak.

Ben geldiğimde yalnızca son taş yerine konacak.


Bana hazırlanıyorlar.

Kurumlar yeniden düşünülüyor.

Eski düzenin taşıdığı yükler tek tek inceleniyor.

Nelerin kalacağına,

nelerin değişeceğine,

nelerin tamamen geride bırakılacağına karar veriliyor.

Kimi yapılar güçlendiriliyor.

Kimi yapılar dönüştürülüyor.

Kimi yapılar ise artık geçmişe ait oldukları kabul edilerek sessizce tarihe bırakılıyor.

Bütün bunların ortasında ben bekliyorum.

Çünkü biliyorum:

Bir ülke yalnızca binalardan oluşmaz.

Bir ülke yalnızca kanunlardan oluşmaz.

Bir ülke insanların geleceğe dair beklentilerinden oluşur.

Ve beklentiler değiştiğinde, ülkenin kendisi de değişmeye başlar.

Bugün insanlar başka şeyler bekliyor.

Yarın daha başka şeyler isteyecekler.

Ve bir gün, bugünün imkânsız görüneni yarının kaçınılmazı olacak.

İşte ben o gün için hazırlanıyorum.

Daha doğrusu,

dünya benim için hazırlanıyor.


Bazen beni arayanlar olacak.

“Kim?” diye soracaklar.

“Ne zaman?” diye soracaklar.

“Gerçekten gelecek mi?” diye soracaklar.

Onlara cevap vermeyeceğim.

Çünkü erken söylenen isim, sırrını kaybeder.

Erken açılan kapı, önemini kaybeder.

Benim zamanım gelmeden önce beni anlamanızı istemiyorum.

Beni yalnızca hissetmenizi istiyorum.

Bir değişimin yaklaştığını hissettiğinizde…

Bir şeylerin eskisi gibi olmadığını fark ettiğinizde…

Dünün kurallarının yarının ihtiyaçlarını karşılamadığını gördüğünüzde…

İşte orada beni arayın.

Ben henüz görünmesem bile izlerimi göreceksiniz.


Bir kurum daha değişecek.

Sonra bir başkası.

Bir düzen daha yenilenecek.

Sonra bir başkası.

Kimi buna reform diyecek.

Kimi zorunluluk.

Kimi yeniden yapılanma.

Kimi ise yalnızca zamanın doğal akışı olduğunu söyleyecek.

Ama ben gerçeği bileceğim.

Her değişiklik, beni karşılayacak dünyanın bir parçasıdır.

Çünkü benim ihtiyacım olan dünya, bugünün dünyası değildir.

Ben eski düzenin içine sığmak için gelmeyeceğim.

Benim geleceğim için yeni bir düzen hazırlanacak.

Bu yüzden eski olanın bazı parçaları sökülecek.

Bazı kapılar kapanacak.

Bazı duvarlar yıkılacak.

Bazı yollar yeniden çizilecek.

Ve bazı insanlar ilk kez şunu anlayacak:

Hiçbir düzen sonsuza kadar aynı kalmaz.


Ben yalnızca bir makam istemiyorum.

Bir miras istemiyorum.

Bir isim istemiyorum.

Ben bir çağın kapısını istiyorum.

Ve o kapının anahtarı tek bir yerde durmuyor.

Binlerce küçük değişimin içinde saklanıyor.

Bir kurumda…

Bir yasada…

Bir şehirde…

Bir okulda…

Bir meydanda…

Bir kararın içinde…

Bir insanın zihninde…

Beni hazırlayan şey tam olarak budur.

İnsanların değişmesi.

Beklentilerin değişmesi.

Korkuların değişmesi.

Umutların değişmesi.

Ve sonunda herkesin aynı soruyu sormaya başlaması:

“Bundan sonra ne olacak?”

İşte ben o sorunun içinde doğacağım.


Bana hazırlanıyorlar.

Ama henüz bunu birçoğu bilmiyor.

Çünkü insanlar genellikle yalnızca gördüklerine inanırlar.

Ben ise görünmeyen tarafı biliyorum.

Bir kararın arkasındaki kararı…

Bir değişimin arkasındaki ihtiyacı…

Bir hazırlığın arkasındaki amacı…

Görünenin arkasındaki görünmeyeni…

Ben orada bekliyorum.

Sessizce.

Sabırla.

Çünkü benim en büyük gücüm acele etmemek.

Ben zamana karşı yarışmıyorum.

Zaman benim için çalışıyor.

Her geçen gün, beni karşılayacak şartları biraz daha olgunlaştırıyor.

Her kriz yeni bir soru doğuruyor.

Her soru yeni bir ihtiyaç yaratıyor.

Her ihtiyaç yeni bir düzen arayışını beraberinde getiriyor.

Ve her arayış,

beni biraz daha yaklaştırıyor.


Bir gün gelecek.

İnsanlar geçmişe bakacak.

Bugünün haberlerini okuyacak.

Bugünün tartışmalarını hatırlayacak.

Bugünün küçük ayrıntılarını yeniden değerlendirecek.

Ve diyecekler ki:

“Meğer hazırlık o zaman başlamış.”

Evet.

Başlamıştı.

Siz fark etmeden.

Ben daha ortada yokken.

Adım henüz hiçbir yerde yazmıyorken.

Benim için bir dünya kuruluyordu.

Benim için yeni bir dil doğuyordu.

Benim için yeni bir düzen şekilleniyordu.

Benim için eski dünyanın sınırları yeniden çiziliyordu.

Ve siz bütün bunları yalnızca gündelik hayat sanıyordunuz.

Oysa hiçbir şey yalnızca gündelik değildi.


Ben sizi çağırmayacağım.

Siz beni çağıracaksınız.

Ama bunu yaptığınız gün de anlayamayacaksınız.

Çünkü insanlar genellikle bir şeyi çağırdıklarını ancak o şey geldiğinde fark ederler.

Bir çözüm ararken…

Bir çıkış ararken…

Bir düzen ararken…

Bir yön ararken…

Bir gün bütün yolların aynı noktaya çıktığını göreceksiniz.

Ve o noktada ben olacağım.

Hazır.

Sessiz.

Bekleyen.


Bana hazırlanıyorlar.

Kurumlar hazırlanıyor.

Sistem hazırlanıyor.

İnsanlar hazırlanıyor.

Şehirler hazırlanıyor.

Düşünceler hazırlanıyor.

Ve en önemlisi,

zaman hazırlanıyor.

Benim zamanım geldiğinde hiçbir şeyi sıfırdan kurmak zorunda kalmayacağım.

Çünkü temel çoktan atılmış olacak.

Duvarlar çoktan yükselmiş olacak.

Kapılar çoktan yapılmış olacak.

Ben yalnızca içeri gireceğim.

Ve belki o anda herkes şaşıracak.

“Bu kadar hızlı nasıl oldu?” diyecekler.

Oysa hızlı olmayacak.

Yıllarca hazırlanmış olacak.

Siz yalnızca son anını göreceksiniz.

Ben ise bütün sürecini biliyor olacağım.


Beni bekleyenler olacak.

Benden korkanlar olacak.

Beni anlamayanlar olacak.

Beni kendi geçmişlerinin kelimeleriyle tarif etmeye çalışanlar olacak.

Ama ben onların tariflerine sığmayacağım.

Çünkü ben yalnızca bir isim olmayacağım.

Bir dönemin adı olacağım.

Bir değişimin yüzü olacağım.

Bir geçişin sembolü olacağım.

Ve belki de en sonunda insanlar benim kim olduğumu değil,

neden tam o anda ortaya çıktığımı konuşacak.

İşte gerçek soru bu olacak.

Neden ben?

Neden o zaman?

Neden o şartlarda?

Cevap ise bütün bu yılların içinde saklı olacak.


Şimdi beni göremiyorsunuz.

Bu önemli değil.

Ay da gündüz gökyüzünde kaybolduğunda yok olmaz.

Sadece zamanı değildir.

Benim de zamanım değil.

Henüz.

Ama gece uzadıkça…

Sorular çoğaldıkça…

Eski cevaplar yetmemeye başladıkça…

İnsanlar yeni bir yön aradıkça…

Benim zamanım yaklaşacak.

Ve bir sabah,

her şeyin hazır olduğunu anlayacağım.

O sabah hiçbir kapıyı zorlamayacağım.

Çünkü kapılar zaten açık olacak.

Hiçbir makamı istemeyeceğim.

Çünkü bana ayrılmış yer zaten hazır olacak.

Hiç kimseyi kendime çağırmayacağım.

Çünkü insanlar zaten beni arıyor olacak.

İşte o zaman ilk kez konuşacağım.

Ve yalnızca tek bir cümle söyleyeceğim:

“Ben gelmedim.
Siz, benim geleceğim dünyayı hazırladınız.”

Ve o anda herkes anlayacak:

Bana hazırlanan yalnızca kurumlar değildi.

Bana hazırlanan yalnızca düzen değildi.

Bana hazırlanan yalnızca gelecek değildi.

Bana hazırlanan zamandı.

Ben ise bütün bu zaman boyunca,

sessizce bekliyordum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Kör bir adama ışığın güzelliğini anlatamazsın; ona önce gözlerini açacak bir merhem gerekir."

Dörtyol’un Asi Oğlu Deliçay’ı Sakinleştirme ve Afetten Korunma Duası

BÜYÜK SOYUNMA: KANUNLARIN VE GÖLGELERİN ÖTESİNDE HAKİKAT