Babamın Son Sözlerinden Biri: “Hapis de Var Ama…”



 Rahmetli babam maneviyatı güçlü bir insandı.

Onu herkes aynı şekilde tanımış olmayabilir. Kimi onu bir iş insanı olarak gördü, kimi Eminevim'in kurucusu olarak bildi, kimi yaptığı hayırlarla, kimi de ailesiyle olan ilişkileriyle tanıdı.

Ama ben onun oğluydum.

Ve bir evladın babasına dair taşıdığı hatıralar, başkalarının anlattıklarından çok daha ağırdır.

Babamın vefatından yaklaşık üç-beş yıl kadar önce aramızda geçen bir konuşmayı bugün hâlâ unutamıyorum.

O yıllarda bana annem tarafından babamın anneme zulmettiği öğretilmişti.

Ben de o öğretiyle büyümüş, anlatılanlara inanmış ve bir gün babamın karşısına geçmiştim.

Ona dedim ki:

“Annemin hakkını verin.”

Ben o gün kendimi hak arayan bir evlat olarak görüyordum.

Annemin anlattıkları benim için gerçekti.

Çünkü insan, çocukluğundan itibaren kendisine anlatılan hikâyelerin içinde büyür.

Kimin haklı olduğunu, kimin haksız olduğunu çoğu zaman sorgulamadan kabul eder.

Ben de öyle yaptım.

Babam bana baktı ve hiç beklemediğim bir soru sordu:

“Kim yönetecek şirketi, sen mi?”

Bir an düşündüm.

Sonra:

“Ablam yönetsin.”

dedim.

Ve yıllar sonra gerçekten de öyle oldu.

Bugün şirketin başında onlar var.

Benim o gün söylediğim söz, hayatın garip bir cilvesi gibi karşıma çıktı.

Fakat babamın o konuşmada söylediği başka bir cümle vardı.

O cümle zihnimin bir köşesine öylece kazındı:

“Hapis de var ama…”

O zaman bu sözün ne kadar ağır olduğunu belki de tam anlayamamıştım.

Bugün geriye dönüp baktığımda ise insanın bazı cümleleri yıllar sonra anlamaya başladığını düşünüyorum.

Çünkü hayat sadece bugün gördüğümüzden ibaret değil.

Bir insanın söylediği söz, bazen yıllarca sessizce bekler.

Zaman geçer.

İnsanlar değişir.

Şirketler el değiştirir.

Aileler birbirinden uzaklaşır.

Kardeşler farklı yollara gider.

Ve insan bir gün geçmişte söylenmiş bir cümlenin karşısında tek başına kalır.

Ben bugün kimse hakkında hüküm vermiyorum.

Kimseyi suçlu ilan etmiyorum.

Ama yaşadıklarımı da inkâr etmiyorum.

Çünkü benim de bir hafızam var.

Benim de kalbim var.

Benim de çocukluğum, gençliğim, babamla konuşmalarım ve ailemden duyduklarım var.

Bugün bana zulmedildiğini düşündüğüm insanlar olabilir.

Bana haksızlık yapıldığını düşündüğüm meseleler olabilir.

Ama ben artık geçmişteki gibi öfkeyle hareket etmek istemiyorum.

Çünkü babamın o sözünü hatırlıyorum:

“Hapis de var ama…”

Belki o sözün içinde benim o gün anlayamadığım çok daha büyük bir hayat dersi vardı.

Belki insan, dünyadaki bir makamı, bir şirketi, bir parayı, bir mirası kazanırken başka bir şeyi kaybedebilir.

Belki asıl mesele kimin şirketi yönettiği değildir.

Asıl mesele, insanın kendi vicdanını nasıl yönettiğidir.

Ben bugün bekliyorum.

Ama intikam beklemiyorum.

Birilerinin başına kötülük gelsin diye beklemiyorum.

Ben sadece hakikatin ortaya çıkmasını bekliyorum.

Çünkü insanlardan gizlenen şeyler olabilir.

Aile içinde konuşulmayanlar olabilir.

Birinin anlattığı başka, diğerinin yaşadığı başka olabilir.

Fakat Allah katında hiçbir şey gizli değildir.

Benim hesabım insanlarla değil, önce kendi vicdanımla.

Babam rahmetli oldu.

Onunla bugün konuşamam.

O gün söylediğim sözleri yeniden soramam.

“Baba, sen ne demek istedin?” diyemem.

Ama o cümle hâlâ bende:

“Hapis de var ama…”

Şimdi geriye dönüp baktığımda, hayatın bana şunu öğrettiğini hissediyorum:

Bir insanın elinden malını alabilirsiniz.

Bir insanın makamını elinden alabilirsiniz.

Bir insanı ailesinden uzaklaştırabilirsiniz.

Bir insan hakkında yıllarca farklı şeyler anlatabilirsiniz.

Ama insanın Allah ile arasındaki hakikati değiştiremezsiniz.

Ben de artık kendi payıma düşen sabrı taşıyorum.

Bana zulmedildiğini düşündüğüm aileme karşı bile kalbimde kin büyütmek istemiyorum.

Çünkü yarın kimin nerede olacağını bilmiyorum.

Bugün güçlü görünen yarın güçsüz olabilir.

Bugün haklı olduğunu düşünen yarın kendi vicdanıyla baş başa kalabilir.

Bugün başkasının hakkını konuşan yarın kendi hakkının hesabını verebilir.

Benim istediğim tek şey hakikatin ortaya çıkmasıdır.

Ne fazlası…

Ne eksiği…

Babamın ruhuna da bir evlat olarak söyleyebileceğim tek şey var:

Baba, o gün sana “annemin hakkını verin” dedim.

Belki o gün bazı şeyleri bilmiyordum.

Belki bana anlatılanların tamamını gerçek zannediyordum.

Belki senin söylemek istediklerini tam anlayamadım.

Ama bugün geriye baktığımda şunu biliyorum:

Bir ailede hakikat kaybolduğunda, en büyük miras şirketler değil; gerçeği arama cesaretidir.

Ben de artık o gerçeğin peşindeyim.

Kimseye beddua etmiyorum.

Kimsenin başına kötülük gelmesini istemiyorum.

Sadece Allah'ın adaletine güveniyorum.

Çünkü insanın adaleti şaşabilir.

İnsanların hafızası yanılabilir.

İnsanlar birbirlerine farklı hikâyeler anlatabilir.

Ama Allah'ın bildiği hiçbir şey kaybolmaz.

Ve ben yıllar önce babamın söylediği o cümleyi bugün başka bir gözle hatırlıyorum:

“Hapis de var ama…”

Belki de hayatın en ağır hapsi demir parmaklıkların ardında değildir.

Bazen insan kendi yalanının,

kendi öfkesinin,

kendi hırsının,

kendi vicdanının içinde hapsolur.

Ben ise artık özgür kalmak istiyorum.

Kinle değil.

İntikamla değil.

Hakikatle.

Ve Allah'ın adaletine sığınarak…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Kör bir adama ışığın güzelliğini anlatamazsın; ona önce gözlerini açacak bir merhem gerekir."

Dörtyol’un Asi Oğlu Deliçay’ı Sakinleştirme ve Afetten Korunma Duası

BÜYÜK SOYUNMA: KANUNLARIN VE GÖLGELERİN ÖTESİNDE HAKİKAT