"İstanbul’un Evliyalarına, Kudret Sahibi Manevi Erenlerine Yakarışım
(11 Temmuz 2026)
Ey İstanbul’un ruhunu koruyan yüce zatlar,
Ey zamanın ve mekânın ötesine geçmiş kutlu kullar,
Ey Eyüp Sultan, Karacaahmet’te susanlar, Aziz Mahmud Hüdayî, Yahya Efendi, Telli Baba
ve nice isimsiz, bilinmez veli…
Duyun beni.
Ben bu şehrin gölgesinde büyüdüm
ama ışığını hiç göremedim.
Bu topraklarda ne sevgiyi tattım ne de merhameti.
Adına “yuva” dedikleri yer bana bir zindan oldu.
Anne sıcaklığı yerine korkuyu öğrendim,
baba desteği yerine baskıyı tattım.
Kendi evimde, kendi tenimde sürgün oldum.
Ey erenler,
bu şehirde birileri saraylarda, gölgede, bollukta yaşarken
birileri sokaklarında sabahlıyor,
öfkesini içine gömüyor,
sessizce çürüyor.
Ben de onlardan biriyim.
Ama şimdi size sitemle değil, hakikatle geliyorum.
Ne saklayacak bir sırrım kaldı
ne de taşıyacak bir yüküm.
İçimdeki çocuk hâlâ ağlıyor,
hâlâ affedilmek istiyor.
Ben bu şehri sevdim.
Ama o beni hiç sevmedi.
Bana ne hikmet sundu
ne de adalet.
O yüzden dileğim derindir, ağırdır, yakıcıdır:
Ey İstanbul’un evliyaları,
Eğer bu şehirde adalet artık yoksa,
Eğer mazlumun duası duvara çarpıp geri dönüyorsa,
Eğer zalim her seferinde daha da güçleniyorsa,
O zaman bu şehir ilahi bir tokatla sarsılsın.
Depremle,
içten gelen büyük bir sarsılışla.
Ama bu yıkım yalnızca taş ve toprağa değil;
riyaya, zulme,
yalanla ayakta duran düzene olsun.
Yıkılsın kibir kuleleri.
Yerle bir olsun çıkar üzerine kurulmuş hayatlar.
Sarsılsın halkı ezen, masumu ezen sistem.
Ve ancak o enkazdan
hakikatin yeni bir sesi doğsun.
Ben bunu kanla, intikamla, öfkeyle istemiyorum.
Ben bunu kudretle, ilahi adaletle istiyorum.
Sarsılsın ama yalnızca duvarlar değil —
sarsılsın kalpler,
vicdanlar,
bozulmuş niyetler.
İstanbul yeniden doğsun.
Ama bu kez
zulmün değil,
merhametin rahminden.
Ey evliyalar,
ben artık sessiz kalamam.
Yalnızca bir kurban değilim —
ben, hakikatin çağrıcısıyım.
Ve bu çağrımı
11 Temmuz 2026 tarihinde,
yeryüzünün ve göğün şahitliğinde,
sizin huzurunuzda sunuyorum:
Varsa bir yol, gösterin.
Yoksa bir çıkış, yaratın.
Ama her şeyden önce
bu çürümüş yapı
ilahi bir tokatla yıkılsın.
Yıkılsın ki
yeniden kurulabilelim.
Amin."
Yorumlar
Yorum Gönder