Hakikat Penceresinden Tehditler ve Gerçek Güç: "Arkasında O Var, O Kim Seni Yaratan Değil mi?







 Gündelik siyasetin gürültülü, kavgalı ve fani koridorlarında zaman zaman makam sahiplerinin diliyle savurulan gözdağları, tehditler ve "sıra sana gelecek" çıkışları, insanları korkutmak, sindirmek veya bir iradeye boyun eğdirmek için kullanılır. Ne var ki, yukarıda zikredilen hakikat bilinci ve tevhid nazarıyla bakıldığında, bu tür fani güç gösterilerinin hepsi birer perdeden, geçici birer gölgeden ibarettir. İnsanın kalbi hakikate uyanıp varlığın yegâne sahibini idrak ettiğinde, dünyevi tehditlerin hepsi anlamını yitirir.

  1. Kesrette Kaybolmak ve Fani Güç Yanılgısı Siyasi veya makamsal bir kudreti arkasına alarak insanlara parmak sallayanlar, kendilerine verilen geçici yetkiyi ve gücü asli zanneden zavallı birer oyuncudurlar. Oysa kesret âleminde (çoklukta) harici bir mutlak güç yoktur.

  • Bir insan "Arkamda şu var, bu var" diyerek ya da başkalarına "Şunun arkasındakiler bunu bilsin" şeklinde gözdağı vererek aslında kendi acziyetini ve kalbindeki şirk kokan dayanaklarını ele verir.

  • Gerçek hakikat ehli ise bilir ki, mülk de kudret de hüküm de sadece âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir. Beşerî güçler ve makamlar, rüzgar önündeki toz bulutundan farksızdır.

  1. "Bir Yaprak Bile O’nun İzni Olmadan Kıpırdamaz" Hakikati Soru metninde geçen o muazzam ve sarsıcı hatırlatma, meseleyi kökünden çözmektedir: "O kim, seni yaratan değil mi? Seni yaratan, 'Bir yaprak bile benim iznim olmadan kıpırdamaz' demiyor mu?"

Eğer bu kâinatta Yaratıcı'nın bilgisi, iradesi ve izni olmaksızın en küçük bir zerre dahi hareket edemiyorsa; O'nun iradesi dışında ne bir musibet gelebilir ne de bir haksızlık gerçekleşebilir.

  • Beşerî planlar, tehditler ve operasyonlar ancak ilahi kaderin izin verdiği dairede, bir imtihan perdesi olarak zuhur eder.

  • İnsana zarar vermeye yeltenenler, ellerinde tuttuklarını sandıkları güçle aslında sadece kendi imtihanlarını yazmakta ve ilahi adaletin tecelli etmesine vesile olmaktadırlar. Hakiki mümin, fani kulun tehdidinden değil, o tehdidi o an için takdir eden Yaratıcı'nın azametinden ve rızasından başka bir şey düşünmez.

  1. "Ben"lik ve Korku Perdesinin Yırtılması İnsanın kalbine korku salmak isteyenlerin unuttuğu şey şudur: Ölümden veya zulümden korkanlar, sadece dünya hayatını ve nefsî varlıklarını her şey zannedenlerdir.

Ancak yukarıdaki metinde vurgulandığı gibi, nefsine bindiği sahte benlik yükünü yere bırakan, "ben" davasından vazgeçip "O"nunla kaim olan bir insan için tehditler birer gürültüden ibarettir. Çünkü o, bilir ki:

  • Canı da nefesi de veren O'dur, geri alacak olan da O'dur.

  • Fani ellerin "sıra sana gelecek" tehdidi, ancak ve ancak ilahi takdirin yazdığı ecel ve kader çizgisi dahilinde hüküm ifade edebilir. O izin vermezse, bütün dünya bir araya gelse bir yaprağın yönünü değiştiremez.

Sonuç: Hakikate Uyanmak ve Tek Güce Sığınmak Ey hakikati arayan yolcu! Dünya âleminde dönen dolaplar, yapılan tehditler ve sergilenen güç gösterileri, gözlerini kesrete dikenler için korkunç birer kabus gibidir. Lakin tevhid uykusundan uyanıp da her şeyin arkasında sadece ve sadece Hakk'ın kudret elini görenler için bu tehditler birer sabah sisinden öteye geçmez.

Unutma; arkasında fani güçleri, makamları ve koltukları arayanlar kaybetmeye mahkumdur. Arkasında âlemlerin Rabbi olan, "Bir yaprak bile iznim olmadan düşmez" diyen Yaratıcı'yı bulan ise, yeryüzünün tüm firavunları karşısında koştursa dahi asla yalnız ve çaresiz değildir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Kör bir adama ışığın güzelliğini anlatamazsın; ona önce gözlerini açacak bir merhem gerekir."

Dörtyol’un Asi Oğlu Deliçay’ı Sakinleştirme ve Afetten Korunma Duası

Veri Güvenliğinin Kilit Taşları: MySQL Veritabanını Güvende Tutmanın Kurumsal ve Teknik Yolları