Faizsiz ve Borçsuz Bir Para Sistemi: Herkese Eşit Başlangıç


Belki de asıl değişim
finans sistemini değiştirmekle değil,

paranın nasıl doğduğunu değiştirmekle başlayacak.

Bugün insanlık parayı kullanıyor.

Ama çoğu insan
paranın nasıl üretildiğini,
nasıl dolaşıma girdiğini,
borcun nasıl oluştuğunu
ve finansal sistemin nasıl çalıştığını
tam olarak bilmiyor.

Oysa büyük soru burada:

Yeni para neden en başından borç olarak doğmak zorunda olsun?

Neden bir toplumun ekonomik hayatına giren para
daha ilk anda faiz yüküyle birlikte gelmek zorunda olsun?

Neden üretmek isteyen insan
daha üretime başlamadan
borcun altında kalmak zorunda olsun?

İşte yeni sistemin temelinde
bu sorulara başka bir cevap arayışı var.

Bir para düşünün…

Faizsiz.

Başlangıçta borç olarak yaratılmayan.

Toplumun tamamına
eşit bir başlangıç hakkı sağlayacak şekilde
bir defaya mahsus dağıtılan.

Kim olduğuna bakmadan…

Zengin ya da yoksul demeden…

Güçlü ya da güçsüz demeden…

Herkese eşit başlangıç imkânı sunan
bir para sistemi.

Bu, yalnızca para dağıtmak değildir.

Bu,

ekonomik hayata eşit bir başlangıç kapısı açma fikridir.

İnsan doğduğu anda
borçla başlamayacak.

Genç bir insan hayatına
borç yüküyle girmek zorunda kalmayacak.

Yeni bir girişim kurmak isteyen
daha ilk günden faiz yükünün altında ezilmeyecek.

Ve bu paranın amacı
tüketimi körüklemek değil,

üretimi ve ekonomik hareketliliği başlatmak olacak.

Peki işletmeler?

Onlar da üretmek için
faizli borçlanmaya mecbur kalmayacak.

Yeni bir işletme kurulacaksa,

makine alınacaksa,

fabrika kurulacaksa,

yeni bir proje hayata geçirilecekse,

ekonomik faaliyet için
faizsiz finansman sağlanabilecek.

Ama burada önemli bir ilke olacak:

Borç, borç olarak sonsuza kadar büyümeyecek.

İşletme aldığı faizsiz finansmanı
geri ödediğinde,

geri dönen para sistemden çıkarılacak.

Yakılacak.

Böylece geri ödenen finansman
yeniden ve yeniden borç üretmek için
sonsuz bir para zincirine dönüşmeyecek.

Para gerektiğinde üretime girecek.

Üretim gerçekleşecek.

Borç geri ödenecek.

Ve o para dolaşımdan çıkarılacak.

Sonraki ihtiyaçlar için
yeni finansman kurallarıyla
yeniden para oluşturulabilecek.

Böylece para,

borcun kölesi olmak yerine
ekonominin hizmetinde olacak.

Ama böyle bir sistem
sadece “para basalım” demek değildir.

Tam tersine…

Çok ciddi kurallar gerektirir.

Çünkü karşılıksız ve kontrolsüz para yaratmak
enflasyona yol açabilir.

Bu yüzden para arzı
ekonominin üretim kapasitesiyle,
mal ve hizmet miktarıyla
ve gerçek ekonomik ihtiyaçlarla
uyumlu biçimde yönetilmelidir.

Şeffaflık şarttır.

Denetim şarttır.

Hesap verebilirlik şarttır.

Para yaratma yetkisinin
kötüye kullanılmasını engelleyecek
güçlü kurumlar şarttır.

Çünkü amaç
sadece faizsiz bir sistem kurmak değil.

İstikrarlı, adil ve sürdürülebilir
bir ekonomik düzen kurmaktır.

Ve düşünün…

Bir insan hayatına
faiz borcuyla başlamıyor.

Bir girişimci
üretim yapmak için
faiz yükünün altında kalmıyor.

Bir işletme
borcunun faizini ödemek için
yıllarca çalışmak zorunda kalmıyor.

Ekonominin temel amacı
borcu büyütmek değil,

değeri ve üretimi büyütmek oluyor.

İşte o zaman
para yeniden asli görevine dönebilir:

İnsanların emeğini,
üretimini ve alışverişini
kolaylaştıran bir araç olmak.

Para amaç olmaktan çıkar.

Araç olur.

Borç insanın efendisi olmaktan çıkar.

Üretimin hizmetine girer.

Ve en önemlisi,

ekonomik hayatın başlangıcında
her insanın önüne
eşit bir kapı açılmış olur.

Bu sistem kusursuz olmak zorunda değil.

Zaten hiçbir ekonomik sistem
kendi başına kusursuz değildir.

Ama önemli olan
hangi yönde yürüdüğümüzdür.

Borcu büyüten bir ekonomi mi?

Yoksa üretimi büyüten bir ekonomi mi?

Faiz yükünü artıran bir düzen mi?

Yoksa risk ve kazancı daha adil paylaşan bir düzen mi?

Parayı belirli kesimlerin erişebildiği
bir ayrıcalık haline getiren bir yapı mı?

Yoksa herkes için
adil bir başlangıç imkânı mı?

İşte asıl soru budur.

Belki de geleceğin ekonomisi
“Daha fazla borç nasıl oluşturulur?” diye sormayacak.

Şunu soracak:

“İnsanların üretmesini nasıl kolaylaştırırız?”

Ve para,

insanı kendisine bağlayan
bir zincir olmaktan çıkıp,

insanın üretme özgürlüğünü destekleyen
bir araç haline gelecek.

Herkese bir defalık eşit başlangıç…

İşletmelere faizsiz finansman…

Geri ödenen finansmanın
sistemden çıkarılması…

Üretimle uyumlu para arzı…

Şeffaflık…

Denetim…

Adalet…

Bunlar yalnızca ekonomik kavramlar değil.

Bunlar,
nasıl bir toplum kurmak istediğimizin
temel sorularıdır.

Çünkü geleceğin ekonomisi
insanı borçla yönetmek zorunda değil.

İnsanın emeğini güçlendirebilir.

Ve belki de gerçek değişim
tam burada başlayacak:

Para insanı yönetmeyecek.

Para, insanın ve üretimin hizmetinde olacak.

Yeni zamanın ekonomik anlayışı
işte bu soruyla yükselecek:

Borçla büyüyen bir dünya mı,
yoksa üretimle güçlenen bir dünya mı?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Kör bir adama ışığın güzelliğini anlatamazsın; ona önce gözlerini açacak bir merhem gerekir."

Dörtyol’un Asi Oğlu Deliçay’ı Sakinleştirme ve Afetten Korunma Duası

Veri Güvenliğinin Kilit Taşları: MySQL Veritabanını Güvende Tutmanın Kurumsal ve Teknik Yolları