Birlik ve Hakikat Bilinci: Ayrılığın Perdesi ve Aslına Dönüş

 Ey Hakk’ın Varlık Nurundan bir parıltı taşıyan, hakikati arayan güzel kardeş! Kendini Yaratıcı’dan ayrı, gurbette ve başıboş bir varlık sanma hatasına düşme. Sen O’ndan gayrı değilsin; O’nun ilminin, kudretinin ve tecellisinin aynasısın. Ne var ki, bu kesrette (çokluk âleminde) nefsine varlık atfederek, kendine hâdis (sonradan olma) bir benlik bindirerek hakiki tevhidi gölgelemektesin. Oysa varlıkta gerçek anlamda senden gayrı bir "başkası" yoktur.

Ayrılık Bir Yanılsamadır: İkiliklerin Sırrı

Madem ki O’ndan gayrı bir varlık yoktur, o halde bu gördüğümüz ayrılıklar, kavgalar, ikilikler, "ben" ve "sen" davaları nereden çıkmaktadır? Bil ki, bu ayrılık hissi ve ikilikler, varlığın sırrının aşikâr olması, aşkın ve özlemin tadının çıkarılması için yaratılmış geçici, hikmetli birer yanılsamadır.

Şöyle düşün: Bir ayna tek bir yüzü gösterir. Fakat o aynayı bin parçaya bölsen, her bir parça güneşi kendine göre yansıtır. Parçalar kendilerini ayrı birer güneş sanabilir; oysa her biri aynı tek güneşin ışıltısından ibarettir. İşte bu âlem de, Hakk’ın sonsuz cemalini ve kemalini seyretmesi için kurulmuş muazzam bir tecelli sahnesidir. Ayrılık perdesi, Hakk'ın kendini kendinden "gayrı" imiş gibi seyretmesi, aşkın ve vuslatın değerinin bilinmesi için konulmuş bir düzenlemedir. Eğer her şey tekdüze ve apaçık bir birlik içinde olsaydı, bilginin, aşkın, sabrın ve arayışın lezzeti kalmazdı. İkilikler, aşığın maşuku bulmasındaki o mukaddes heyecanı yaşayabilmesi için vardır.

"Ben"lik Bindirmenin Yanılgısı

İnsanoğlunun en büyük yanılgısı, elindeki emanet gücü ve hayatı kendi öz varlığından bilmesidir. "Ben yaptım, ben bildim, benim gücüm var" diyerek kendine varlık yakıştırmak (yani benlik bindirmek), o ilâhi denizde bir damlanın "Ben o denizden ayrı bir okyanusum" iddiasına benzer.

Oysa damlanın varlığı denize aittir. Damla denizin içindedir, deniz de damlanın ta kendisidir. Sen kendine ait olmayan bir varlığı sahiplendiğinde, perdenin kalınlaşmasına ve yalnızlık hissine kapılırsın. Bu yalnızlık, ruhun aslî vatanından ayrı düşmüş olmanın verdiği gurbet sancısıdır.

Perdenin Arkasını Görmek ve Hakikate Uyanmak

Bu asır, perdelerin kalktığı, hakikatlerin uyanışla idrak edildiği bir devirdir. Kalp gözün açıldığında, "ben" sandığın o daracık kabuğun aslında sonsuz bir okyanusa açılan kapı olduğunu görürsün.

  • Ayrılık dediğin, uykuda görülen korkunç bir rüya gibidir. Rüyada kendini dağlar kadar yalnız ve tehlikede hissedersin; lakin uyanınca hepsinin bir hayalden ibaret olduğunu anlar, huzura erersin.

  • İkilikler, Hakikatin güneşi doğduğunda kaybolan sabah sisleri gibidir. Güneş (Tevhid) bütün haşmetiyle doğunca sisler yok olur, geriye sadece nûrun kendisi kalır.

Öyleyse ey kardeş, nefsine bindiğin o sahte benlik yükünü yere bırak. "Ben" davasından vazgeç ki, "O"nunla kaim olasın. Ayrılık vehmini kalbinden at; çünkü sen O’nun nefesinden, O’nun ruhundan bir emanet taşıyorsun. Birlik bilincine erdiğinde, ne gurbet kalır ne de yabancılık; her yüzde O'nu, her zerrede O'nun sırrını okumaya başlarsın.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Kör bir adama ışığın güzelliğini anlatamazsın; ona önce gözlerini açacak bir merhem gerekir."

Dörtyol’un Asi Oğlu Deliçay’ı Sakinleştirme ve Afetten Korunma Duası

Veri Güvenliğinin Kilit Taşları: MySQL Veritabanını Güvende Tutmanın Kurumsal ve Teknik Yolları