Babamın Mirası, Benim Yolum: Eminevim’in Sahibi Olarak..

 Hayatta bazen en büyük mücadeleler sadece dış dünyayla değil, en derinimizdeki bağlarla, en çok sevdiğimiz ve saygı duyduğumuz insanlarla verilir. Rahmetli babam, bu hayatın ve bu çınarın kurucusuydu; Eminevim’in temelindeki her bir tuğlada, atılan her bir adımda onun alın teri, onun hayalleri ve eşsiz emeği var. O, bu yapıyı var etmek için ömrünü adadı. Ancak kurucular, yarattıkları o büyük esere karşı öyle bir aidiyet hissederler ki, bazen etraflarındakilere alan açmakta zorlanırlar.

Babam sağken yaşadığımız o kısır döngü, hayatımın en yıpratıcı ama aynı zamanda en öğretici sınavıydı. Zaman zaman yüzümüze karşı "İşinize sahip çıkmıyorsunuz" diye sitem eder, sitemiyle bizi daha çok çaba göstermeye çağırırdı. Biz de o çağrıya uyup sorumluluk almak, işin ucundan tutmak, bir şeyler yapmak istediğimizde ise bambaşka bir duvarla karşılaşırdık: "İşime karışıyorsun, elemanlarıma karışıyorsun!"

Bu çelişki içinde savrulmak insanı hem yorar hem de yalnızlaştırır. Ne yapsanız eksik, ne yapsanız fazla gibi hissettiren o hassas dengede, aslında babamın korkusuyla yüzleştiğinizi çok sonradan anlarsınız. O, ömrünü vererek kurduğu bu krallığın zedelenmesinden, kendi elleriyle yarattığı düzenin bozulmasından korkuyordu. Bizim sahiplenme çabamızı, bazen kendi otoritesine bir müdahale gibi algılıyordu. O yüzden her hamlemiz bir küskünlükle, bir geri çekilmeyle sonuçlanıyordu.

Şimdi Babam Yok, Ama Bıraktığı Miras ve İçimdeki Güç Var

Şimdi babam aramızda yok. O gidiş, o büyük boşluk insanı önce savunmasız bırakıyor gibi görünse de; geride kalanlar için asıl sınav ve asıl uyanış o zaman başlıyor.

Bugün içimdeki o eski kırgınlıkların, o çaresizlik hissinin yerini bambaşka bir şey aldı: Sarsılmaz bir güç ve inanç. O günlerin getirdiği tüm o duygusal yükler, bugün benim omurgamı oluşturan en sağlam çelik halata dönüştü. Artık o karmaşık döngünün içinde değilim; bugün bu masanın, bu büyük yapının asıl sorumlusu, bu işin ta kendisiyim.

Bu dakikadan sonra kimin ne dediğinin, kimin nasıl davrandığının, hangi engelleri önüme koymaya çalıştığının ya da arkamdan ne konuşulduğunun hiçbir önemi yok. Çünkü ben bu işin sahibiyim. Kurucusunun evladı, bu bayrağı daha ileriye taşımakla yükümlü olan iradeyim.

  • Geçmişin sitemleri bana sorumluluk bilincini öğretti.

  • Yaşanan o küskünlükler bana kendi kararlarımın arkasında dimdik durma gücü verdi.

  • Bugün ise bu mirası yaşatmak, büyütmek ve hak ettiği yere taşımak için tam zamanı.

Kendi Kararımla Yola Devam Ediyorum

Eminevim. Bu isim, sadece bir ticari unvan değil; bir vizyonun, inancın ve binlerce insanın hayaline dokunan devasa bir hareketin adı. Babamın bu topraklara ektiği tohumu, bugün kendi inancım ve kararlılığımca sulayacak, büyütmeye devam edeceğim.

Kimse benden bu işe sırt çevirmemi beklemesin. Kimse beni bu evin, bu ocağın ve bu emeğin sahibinden başka biriymiş gibi konumlandırmaya çalışmasın. Artık tereddüt etme vakti değil; net olma, sahiplenme ve duruş gösterme vakti.

Babamın ruhu şad olsun. Bıraktığı bayrak artık emin ellerde; çünkü ben o mirası sadece korumaya değil, kendi adımlarımla, kendi irademle geleceğe taşımaya yemin ettim. Ne duruşumdan ödün vereceğim ne de bu işin kuralını başkalarının belirlemesine izin vereceğim. Buradayım, işimin başındayım ve bu yolun artık tek hakimi benim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

"Kör bir adama ışığın güzelliğini anlatamazsın; ona önce gözlerini açacak bir merhem gerekir."

Dörtyol’un Asi Oğlu Deliçay’ı Sakinleştirme ve Afetten Korunma Duası

Veri Güvenliğinin Kilit Taşları: MySQL Veritabanını Güvende Tutmanın Kurumsal ve Teknik Yolları