Yasal İllüzyon ve "Faizsiz Yaşıyorum" Aldatmacasının Anatomisi
Toplum olarak en büyük zaafımız, sistemik ve derin iktisadi sorunları tartışmaya başladığımız an meseleyi hemen yüzeysel tartışmalara hapsetmektir. Ne zaman ki bu küresel finansal sömürü çarkına, karşılıksız basılan kâğıt paralara ve faiz sarmalına dikkat çeksek, birileri hemen konuyu basite indirgeyip soruyor: "Ben kredi çekmiyorum, faize bulaşmıyorum, bana ne?" ya da "Sistemi eleştirip ne yapacaksınız?"
Bu yüzeysel bakış açısı, sömürü düzeninin en büyük zırhıdır. Çünkü sistem, tam da anlaşılmadığı ve bireyler kendilerini "temiz ve muaf" sanarak vicdanlarını rahatlattığı sürece tıkır tıkır işlemeye devam eder.
Gelin, bu büyük illüzyonu ve kendimizi kandırdığımız o "güvenli limanları" açıkça konuşalım.
1. Cebinizdeki Paranın Kendisi Zaten Bir Borç Ve Faiz Sözleşmesidir
"Ben faizli kredi çekmiyorum, faizsiz bankayla çalışıyorum, dolayısıyla bu sistemin dışındayım" diyen dostlar; kendinizi kandırıyorsunuz.
Siz bireysel olarak faizli bir işleme imza atmamış olabilirsiniz. Ancak sistem öyle bir kurgulanmıştır ki, cebinize koyduğunuz o kâğıt paranın (fiat para) kendisi zaten bir merkez bankası tarafından borç ve faiz mekanizmasıyla yoktan var edilmiştir.
Siz faiz ödemediğinizi sanırsınız; ama o paranın sınırsızca basılmasıyla oluşan enflasyon, satın alma gücünüzü her gün sessizce çalar.
Yani sistem, cebinizdeki emeği ve birikimi faizli borç düzenini beslemek için sürekli eritir.
Sormak gerekir: Alışveriş yaparken cebinizden altın veya gümüş gibi gerçek, karşılığı olan bir değer mi çıkarıyorsunuz? Tabii ki hayır! Çünkü mevcut finansal yapı size bunu yaptırmaz. Sizi, kendi bastığı ve değerini istediği gibi erittiği kâğıt parçalarına mecbur bırakır.
2. Biz Sineklerle Değil, Bataklıkla Mücadele Ediyoruz
Bireysel dolandırıcılar, kural tanımaz vurguncular elbette cezalandırılmalıdır. Ancak sistemi değiştirmeden sadece kişileri değiştirmek, sinekleri kovalamak ama bataklığı beslemeye devam etmektir.
Siz kişileri değiştirirsiniz, iktidarları değiştirirsiniz, kurumların başındakileri değiştirirsiniz... Ama para basma ve borçlandırma mekanizması aynı kaldığı sürece, sömürünün sadece rengi ve söylemi değişir. Biri dini değerleri, diğeri milli değerleri siper ederek cebinizdeki o değeri eritmeye devam eder.
3. İhtiyacımız Olan Tek Şey: Zihinsel Bir Uyanış
Bu mekanizmaya karşı çıkmak kaba kuvvetle ya da yüzeysel kavgalarla olmaz. Zaten bu sistem fiziksel güçle değil, zihinlerdeki kabullenişle ayakta durur.
Geleneksel Sömürü ---> Güç Kullanır, Görünürdür.
Modern Finansal ---> İllüzyon Kullanır, Mağdura "Piyasa Şartı" Dedirtir.
Anlamamız gereken hakikat şudur: Sistemin en büyük gücü, bizim onu "doğal ve kaçınılmaz" sanmamızdır.
Cebimizdeki kâğıt parçalarının nasıl bir bağımlılık aracı olduğunu, emeğimizin küresel finans mimarları tarafından nasıl emildiğini kavradığımız gün her şey değişmeye başlayacak. İhtiyacımız olan tek şey bu yasal illüzyonu fark etmek ve zihnen uyanmaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder