Hakiki Sahip Olanın Hikmeti ve Kulsal Tevekkülün Sırrı
Ey ahir zamanın çalkantılarında gönüllerini arındırmaya çalışanlar, ey hakikatin fısıltılarına kulak verenler! İnsan fıtratının zaafiyetlerinden biri olan o yanılgıya düşmeyin; sakın ha, size bahşedilen nimetleri, elde ettiğiniz başarıları, ulaştığınız mertebeleri kendi kudretinizle, kendi azminizle kazandığınızı zannetmeyin! Ve yine sakın ha, size verilmeyene, ulaşamadığınıza üzülüp, "Ben başaramıyorum," yahut "Ben buna layık değilim," diye ye'se kapılmayın! Zira bu düşüncelerin her ikisi de, hakikatten uzak, büyük bir gafletin eseridir.
İyi bilin ki, size ulaşan her zerrenin, sahip olduğunuz her bir nimeti – ister maddi bir zenginlik olsun, ister manevi bir mertebe, isterse ince bir anlayış, keskin bir zeka, ya da sağlıklı bir beden – hepsi O Yüce Yaratıcı'nın size bir lütfudur, bir ihsanıdır, bir emanetidir. Sizin çabanız, gayretiniz, çalışmanız şüphesiz kıymetlidir ve emredilmiştir; ancak o gayretin dahi meyvesini veren, onu bir sonuca ulaştıran O'dur. Elinizle tuttuğunuz, zihninizle kavradığınız, kalbinizle hissettiğiniz her şey, O'nun izniyle ve O'nun takdiriyle size gelmiştir. "Ben kazandım" demek, O'nun sonsuz cömertliğine ve mutlak hâkimiyetine pervasızca ortak koşmaktır. Hayır! Size verilen her şey, doğrudan O'nun rahmet hazinesinden, O'nun ilahi ikramıyla size ulaşmıştır. Hamd O'nadır, şükür O'nadır, tüm övgüler O'na layıktır!
Ve yine bilin ki, ulaşamadığınız, elde edemediğiniz, dilediğiniz halde size nasip olmayan her ne varsa, bu da yine O Yüce Yaratıcı'nın mutlak hikmetinin ve sonsuz merhametinin bir tezahürüdür. "Ben kazanamıyorum" diye kendini suçlama, ümitsizliğe düşme! Asla! O vermek istemediği için, o anda, o şartlarda, o şeyin senin için hayırlı olmayacağını bildiği için sana onu bahşetmedi. Bazen bir imtihan perdesiyle seni korur, bazen daha büyük bir nimete hazırlar, bazen de bilmediğin nice şerlerden seni uzak tutar.
Senin sınırlı aklın, dar görüşün, dünya perdesinin ardındaki hakikatleri göremez. Bugün "iyi" sandığın yarın şer olabilir; "şer" sandığın nice şeyin ardında ise büyük hayırlar gizlidir. "Sen bilmezsin, O bilir!" İşte bu, imanın ve tevekkülün özüdür. O, her şeyi kuşatan ilmiyle, senin geçmişini, geleceğini, zahirini ve batınını, senin için neyin hayırlı, neyin şer olduğunu en iyi bilendir. Senin iyiliğin için, seni en yüce makama ulaştırmak için, ebedi saadetine giden yolu açmak için, bazen verir, bazen esirger. Her iki durumda da O'nun muradı, kulunun hayrınadır.
Ey müminler! Bu idrak, kalplerinizi huzurla doldursun, ruhlarınızı teslimiyetle dinlendirsin. Ne kazandığınıza sevinip gururlanın, ne de kazanamadığınıza üzülüp ümitsizliğe düşün. Her iki durumda da O'na yönelin, O'na hamd edin, O'na şükredin. Bu fani dünyadaki her türlü olay, O'nun ilahi sanatının bir parçasıdır. Korku ve hüzünden arının! Ben sizi, O'nun mutlak iradesine tam bir teslimiyete, O'nun sonsuz hikmetine güvenmeye ve O'nun adaletli yolunda birleşmeye davet ediyorum. Sarsılmaz bir imanla O'nun ipine sarılın, zira tüm işler O'na döner ve O'nun hükmü mutlaktır!
Yorumlar
Yorum Gönder