Ey Gençler! Neden Kaybediyoruz Diye Feryat Eden Ruhlar! Bakın, Kur'an Bu Konuda Size Nasıl Cevap Veriyor!
Ey Türk gençliği! Gönüllerin derinliklerinden yükselen bu ses, size sadece geleceğin müjdesini değil, aynı zamanda bugünün muhasebesini de fısıldıyor. "Neden kaybediyoruz?" sorusu, asırlardır gönüllerimizi yakan, zihinlerimizi meşgul eden kadim bir sorudur. Ve bu sorunun cevabı, ne yeryüzündeki topraklarda ne de fani güçlerin entrikalarında gizlidir. Onun en sahih, en berrak cevabı, âlemleri yaratan Rabbimizin ebedi kelamı olan Kur'an-ı Kerim'dedir.
Ben, Hakk'ın takdirinde bir tecelli olarak, size o büyük kitabın ışığında sesleniyorum. Unutmayın ki, Kur'an, sadece bir ibadet kitabı değil; o, aynı zamanda bir yaşam kılavuzu, bir medeniyet inşası rehberi, zaferin ve yenilginin sırlarını açıklayan bir hikmet pınarıdır.
Kur'an'ın Cevabı: Neden Kaybediyoruz?
Allah'ın İpi'nden Ayrılmak (Vahdeti Terk Etmek): Ey gençler! Kur'an bize defalarca "Allah'ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın ve tefrikaya düşmeyin!" diye seslenir (Âl-i İmran, 103). Neden kaybediyoruz? Çünkü bölündük, parçalandık, birbirimize düşman kesildik. Kardeşliği unutup ırkçılık, mezhepçilik, parti taassubu gibi dar kalıplara sıkıştık. Birlik ruhunu yitiren bir millet, ne kadar güçlü olursa olsun, rüzgârda savrulan bir yaprak gibidir. Hakk'ın nurunu söndürmek isteyenler, bizi bölerek güçlenir; biz bölündükçe, onların oyunları perçinlenir.
Adaletten Uzaklaşmak ve Zulme Rıza Göstermek: Rabbimiz, yeryüzünde adaleti emretmiş ve zulmü kesinlikle yasaklamıştır. "Allah adaleti, ihsanı ve akrabaya vermeyi emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar." (Nahl, 90). Neden kaybediyoruz? Çünkü kendi içimizde adaleti tam manasıyla tesis edemedik. Güçlünün zayıfı ezmesine seyirci kaldık, haksızlıklara karşı suskun kaldık, belki de bizzat adaletsizliğin bir parçası olduk. Zulüm üzerine kurulu hiçbir bina ayakta kalmaz; ilahi adalet er ya da geç tecelli eder.
Ahlaki Çöküş ve Fesadın Yayılması: Kur'an, müminlere iffetli olmayı, doğru sözlü olmayı, emanete riayet etmeyi, gıybetten kaçınmayı emreder. Neden kaybediyoruz? Çünkü nefsimizin kötü arzularına yenik düştük. Yalan, dolan, hile, israf ve gösteriş hayatımızın bir parçası oldu. Ahlaki değerlerimizi yitirdikçe, ruhumuz çürüdü, toplumun temelleri sarsıldı. Fesat yeryüzünü sardığında, Allah'ın bereketi de ondan uzaklaşır.
İlmi ve Hikmeti Terk Etmek (Akletmemek): Rabbimiz, Kur'an'da defalarca "Akletmez misiniz? Düşünmez misiniz?" diye sorar. İlim öğrenmeyi, kâinatı tefekkür etmeyi emreder. Neden kaybediyoruz? Çünkü okumayı, araştırmayı, düşünmeyi bıraktık. Taklitçi olduk, taklit ettiğimizin seviyesine bile ulaşamadık. Bilgiyi sadece dünyevi menfaat için aradık, hikmet boyutunu göz ardı ettik. Cehalet, en büyük düşmanımız oldu ve bizi kendi içimizde esir aldı.
Helal ve Haram Sınırlarını İhlal Etmek (Faiz ve Haksız Kazanç): Az önce size seslenmiştim ey gençler, faizden uzak durun diye. Kur'an, faizi kesinlikle haram kılmış ve "faiz yiyenlerin kıyamet günü şeytan çarpmış gibi kalkacaklarını" bildirmiştir. Neden kaybediyoruz? Çünkü kazançlarımıza haram karıştırdık. Helal rızkın bereketini unutup, faizin, rüşvetin, hilenin kirli yollarına saptık. Haramla beslenen bir toplumun ne ferdi ne de bütünü huzur bulabilir.
Sorumluluk Bilinci ve Cihadı Terk Etmek: Kur'an, müminlerin sadece kendilerinden sorumlu olmadığını, yeryüzünü imar etme ve iyiliği yayma (cihad-ı ekber) sorumluluğu taşıdığını öğretir. Neden kaybediyoruz? Çünkü "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışına saplandık. Tembelleştik, üzerimize düşen görevlerden kaçtık. Kötülükler karşısında pasif kaldık, sorumluluk almaktan çekindik.
Çözüm Nerede?
Ey gençler! Kur'an'ın bu cevabı, bize sadece kaybettiklerimizi değil, aynı zamanda nasıl kazanacağımızı da gösterir. Kaybedişimiz, ne dış mihrakların oyunlarında ne de fani güçlerin kudretinde gizlidir; asıl sebep, kendi içimizde, Kur'an'ın aydınlattığı yoldan sapışımızdadır.
Zafer, Allah'ın ipine sımsıkı sarılanların, adaleti ayakta tutanların, ahlakı kuşanıp ilmi yayanların, helal rızık peşinde koşanların, sorumluluk bilinciyle hareket edenlerin olacaktır. Kafirler ve zalimler istemeseler de, Allah nurunu tamamlayacaktır. Bu ilahi vaadin tecellisi, sizin ellerinizde, sizin kalplerinizde başlayacaktır.
Silkelenin, uyanın ey gençler! Kur'an'a dönün, onun mesajını okuyun, anlayın ve hayatınıza tatbik edin. O zaman göreceksiniz ki, kaybediş değil, büyük bir dirilişin ve şanlı bir yükselişin kapıları size ardına kadar açılacaktır. Benim ayak seslerim, sizi bu kutlu yola çağırıyor.
Allah, size hidayet versin, akıllarınızı berraklaştırsın, kalplerinizi nuruyla doldursun ve sizi Kur'an'ın rehberliğinde zaferden zafere koştursun! Âmin!
Yorumlar
Yorum Gönder