Bir Ömürlük İllüzyon: Babamın "En Büyük Dolandırıcı" Dediği O Gizem
İnsan yaşlandıkça, babasının vaktiyle bir çay bardağını karıştırırken ya da uzaklara bakıp derin bir nefes alırken söylediği o ciddiye alınmamış sözlerin altında eziliyor. Benim babam da rahmetli, bir gün durup dururken hayatın ve parayla dönen şu çarkın en çıplak gerçeğini fıslamıştı kulağıma. O gün belki sadece parayla iş yapanları kastettiğini sanmıştım, ama zaman geçtikçe anladım ki o aslında insanın insanla kurduğu tüm o tekinsiz bağın şifresini veriyordu.
Şöyle demişti hiç unutmam:
"Oğlum, herkes dolandırıcıdır... Kimi seni bir iki dakikada çarpar geçer, ruhun duymaz. Kimisi sessizce hayatına sızar, yıllar içinde parça parça koparır senden anlamazsın. Kimisi de vardır ki... Yanında durur, beklersin. 'Bu adam beni ne zaman dolandıracak, ne zaman arkamdan vuracak?' dersin. Günler geçer, yıllar geçer, hep tetikte olursun. Sonra bir gün bir bakarsın, o kişi ölmüş gitmiş... İşte oğlum, o en büyük dolandırıcıdır."
Güvenin ve Zamanın Büyük Oyunu
İlk duyduğunda insan durup bir kalıyor. Ölümle dolandırıcılık arasında nasıl bir bağ olabilir ki? Ama kelimelerin arkasındaki o derin hikmeti kazımaya başlayınca, babamın aslında paranın çok ötesinde, "güven" ve "zaman" kavramlarıyla yapılan en büyük kumarı anlattığını fark ediyorsun.
Hayatımıza giren insanların bizi aldatma biçimleri bir teraziye konulsa, babamın haklılığı ortaya çıkıyor:
Anlık Hırsızlar: Birkaç dakikada işini bitirenler, cebindeki parayı ya da anlık emeğini çalanlardır. Canını yakarlar ama acısı çabuk geçer, tecrübe der yoluna devam edersin.
Zamana Yayanlar: Yıllarını çalanlar, yavaş yavaş güvenini sömürenlerdir. Dost gibi görünür, ortak gibi davranır, ömründen ve hayallerinden eksiltirler.
Ve O "En Büyük" Olanlar: Esas hikmet, babamın o son kategorisinde saklı. Bir insandan şüphe ederek yaşamak, sürekli onun açığını aramak ve "Ha bugün ha yarın beni yanıltacak" diye beklemek... Aslında o kişinin senin zihninde kurduğu devasa bir hapishanedir. Sen onun bir gün seni dolandırmasını beklerken, o ansızın ölür.
Ölümle Biten En Büyük Vurgun
Peki bir insan ölerek nasıl en büyük dolandırıcı olur?
Çünkü giderken yanında sadece kendi hayatını götürmez; senin ona karşı beslediğin tüm o şüpheleri, tetikte beklediğin yılları, heba ettiğin güven duygusunu ve en önemlisi, haklı çıkma ihtimalini de götürür. Seni koskoca bir ömür boyunca "tetikte" yaşatmış, zihnini meşgul etmiş, gardını düşürmene izin vermemiştir. Sonunda ise hiçbir şey yapmadan, hesabı kapatmadan, sana kendini açıklama ya da senin ondan hesap sorma şansı tanımadan bu dünyadan çekip gitmiştir.
Babamın bu sözü, aslında parayla dönen dünyada insan ruhunun nasıl yorulduğuna dair bir ağıttı. İnsanları sürekli birer "potansiyel dolandırıcı" olarak gördüğümüz bu sistemde, en büyük vurgunu aslında bize hiçbir şey yapmayıp, bizi sürekli şüphe içinde bekleterek ömrümüzü çalanlar vuruyor. Gitmek, geride kalan için bitmeyen bir soru işareti bırakmaktır; babamın deyimiyle, hayata ve insana dair en büyük dolandırıcılık da tam olarak budur. Mekanın cennet olsun baba, hayatı yaşayarak anlattığın her kelimen bugün rehberim oluyor.
Yorumlar
Yorum Gönder