Kayıtlar

SİYONİZM - BİZİ İNSANLIK KURTARACAK

Resim
Siyonizm dünyayı ele geçirdiğinde biz onun karşısına bir canavar çıkarmadık. Çünkü başka bir canavar istemiyorduk. Bir zalimi devirmek için başka bir zalim aramıyorduk. Bir efendiyi öldürüp yerine yeni bir efendi koymak istemiyorduk. Biz başka bir şey arıyorduk. İNSANLIĞI. Çünkü bizi Siyonizm'in elinden kurtaracak olan şey daha büyük bir güç değildi. Daha büyük bir ordu değildi. Daha büyük bir devlet değildi. Daha büyük bir servet değildi. Bizi kurtaracak olan şey, binlerce yıldır içimizde taşıdığımız ve Siyonizm'in unutturmaya çalıştığı o kelimeydi: İNSANLIK. SİYONİZM BİZİ UNUTTURDU Siyonizm bize birbirimizden korkmayı öğretti. Komşumuzdan korktuk. Yoksuldan korktuk. Zenginden korktuk. İşsiz kalmaktan korktuk. Borçtan korktuk. Gelecekten korktuk. Ve korktukça birbirimizden uzaklaştık. Siyonizm tam da bunu istiyordu. Çünkü insan insanın elini tuttuğunda zincir kırılır. İnsan insanın yarasını sardığında korku azalır. İnsan insanın hakkını savunduğunda zulüm güç kaybeder. İnsan ...

SİYONİZM - YAŞAMAK İÇİN ZULMEDEN CANAVAR

Resim
 Biz Siyonizm'in neden dünyamızı ele geçirdiğini yıllarca anlayamadık. Onun amacı para değildi. Güç değildi. Şöhret değildi. Dünyaya hükmetmek bile değildi. Gerçek çok daha korkunçtu. Siyonizm sadece yaşamak istiyordu. Fakat onun yaşaması için bizim yaşamamız gerekmiyordu. Tam tersine... Bizim kaybetmemiz gerekiyordu. Siyonizm başka bir gezegenden gelmişti. Kendi gezegeninde yaşam sona yaklaşmıştı. Havaları zehirlenmişti. Suları tükenmişti. Toprakları ölmüştü. Enerjileri azalmıştı. Ve Siyonizm'in türü bir gerçeği keşfetmişti: Başka canlıların ürettiği enerji, emek ve kaynaklar kullanılarak kendi yaşamlarını sürdürebiliyorlardı. Bunun üzerine gezegen gezegen dolaşmaya başladılar. Ama gittikleri her yerde aynı şeyi yaptılar. Önce kaynakları ele geçirdiler. Sonra ekonomiyi. Sonra yönetimi. Sonra hukuku. Sonra insanların düşüncelerini. Ve en sonunda insanlara kendi esaretlerini özgürlük olarak kabul ettirdiler. Siyonizm dünyamıza geldiğinde de aynı planı uyguladı. İLK TEMAS Siyoni...

SİYONİZM - YEDİ MÜHÜRLE DÜNYANIN ESARETİ

Resim
PROLOG — CANAVAR GELDİĞİNDE KİMSE ONU GÖRMEDİ Siyonizm dünyaya geldiğinde gökyüzü kararmadı. Denizler yükselmedi. Dağlar parçalanmadı. Şehirlerin üzerine devasa bir uzay gemisi inmedi. İnsanlar sabah işe gittiler. Çocuklar okullarına yürüdü. Fırıncılar ekmek çıkardı. Çiftçiler tarlalarını sürdü. Fabrikalar çalıştı. Bankalar açıldı. Borsalar açıldı. Devlet dairelerinde memurlar masalarının başına oturdu. Dünya normal bir gün yaşıyordu. Oysa o gün insanlık tarihinin en büyük işgali başlamıştı. Siyonizm gelmişti. Fakat Siyonizm'in bedeni yoktu. En azından insanların görebileceği bir bedeni yoktu. O bir düşünceydi. Bir sistemdi. Bir mekanizmaydı. Bir matematikti. Ve en önemlisi... Siyonizm, insanın kendi elleriyle kurduğu bir hapishaneydi. BİRİNCİ MÜHÜR PARANIN ELE GEÇİRİLMESİ Siyonizm ilk olarak paraya dokundu. Çünkü biliyordu: İnsanın bedenini yönetmek için zincire, insanın zihnini yönetmek için korkuya, ama insanın geleceğini yönetmek için paraya ihtiyaç vardı. Para değişti. Eskiden...

SİYONİZM - Dünyayı Ekonomisiyle Esir Alan Canavar

Resim
Bir zamanlar özgür olduğumuzu sanıyorduk. Kendi evlerimiz vardı. Kendi sofralarımız. Kendi emeğimiz. Kendi hayallerimiz. Çocuklarımız geleceğe bakıyor, insanlar çalışıyor, üretiyor, ticaret yapıyor ve yarınlarının bugünden daha güzel olacağına inanıyordu. Sonra Siyonizm geldi. Ama Siyonizm gökten inen bir uzay gemisiyle gelmedi. Kimse onu ilk gördüğünde tanımadı. Çünkü Siyonizm'in en büyük gücü, kendisini göstermemesiydi. O, önce ekonomimize girdi. Paranın içine girdi. Borçların içine girdi. Bankaların içine girdi. Devletlerin bütçelerine girdi. Evlerin ipoteklerine, insanların kredilerine, şirketlerin borçlarına girdi. İnsanlara para verdi. Ama verdiği paranın arkasına görünmeyen bir zincir bağladı. Bir insan yüz lira borçlandıysa, artık yalnızca yüz lirayı değil, Siyonizm'in belirlediği geleceği de satın almış oluyordu. Bir devlet borçlandıysa yalnızca para almıyordu. Kararlarının bir kısmını da rehin bırakıyordu. Biz buna ekonomi dedik. Siyonizm buna kontrol dedi. Yıll...

faizsiz demekle faizsiz olunmaz

 faiz nedir? sadece kredi verirken üzerine yüzde koymak mıdır faiz? yoksa paranın kendisinin nasıl yaratıldığına, kimin borcu olarak sisteme girdiğine ve bu paranın ekonomiye hangi şartlarla dağıtıldığına da bakmak mı gerekir? benim itirazım tam burada başlıyor. “biz faiz almıyoruz.” “biz faizsiz finans yapıyoruz.” “biz faiz kullanmıyoruz.” demekle sistem faizsiz olmuyor. çünkü ortada hâlâ borca dayalı olarak çalışan bir para varsa, siz o parayla faizsiz bir işlem yapabilirsiniz ama paranın kendisinin üretildiği sistemi değiştirmiş olmazsınız. bugünkü para sisteminin önemli bir bölümünde banka kredisi verildiğinde yeni mevduat parası yaratılıyor ve kredi geri ödendiğinde bu para sistemden çıkıyor. bu nedenle para yaratımı ile borç mekanizması arasında doğrudan bir bağ bulunuyor. işte benim sorduğum soru bundan daha temel: parayı kim yaratıyor? hangi karşılıkla yaratıyor? kimin borcu olarak yaratılıyor? insanlara dağıtılırken insanların sisteme borçlanması gerekiyor mu? eğer bir ins...

BOZUK DÜZENİN KARŞISINDA NORİBA.FİNANCE

Resim
 Görüyorsunuz… Para sistemi her geçen gün daha fazla sorgulanıyor. Borçlar büyüyor. Enflasyon insanın birikimini zorluyor. Finansal piyasalar güven tartışmalarıyla karşı karşıya kalıyor. Belki de artık mesele eski sistemi biraz düzeltmek değildir. Mesele, yeni bir sistem düşünmektir. İşte NoRiba.Finance bunun için geliyor. Bozuk olduğunu düşündüğümüz ekonomik modelleri yeniden sorgulamak, faizsiz ve borçsuz bir finans anlayışını teknolojiyle yeniden inşa etmek için… Biz yıkmak için değil, daha adil olanı inşa edebilmek için eski anlayışların yerine yeni yollar koymaya geliyoruz. Para insanın efendisi olmayacak. Para insanın hizmetindeki bir araç olacak. NoRiba.Finance geliyor. Faizsiz. Borçsuz. Şeffaf. İnsan merkezli. Yeni bir ekonomik anlayışın ilk adımları atılıyor.

BİR SORUŞTURMANIN ÖTESİNDE: PARA SİSTEMİNİ SORGULAMAK

Resim
 Katılımevim soruşturması, gözaltılar, malvarlığı tedbirleri ve finansal hareketlere ilişkin incelemeler… Bütün bunlar bize yalnızca bir soruşturmayı değil, para sisteminin kendisini de sorgulamamız gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü bugün insan çalışıyor, kazanıyor, biriktiriyor; fakat enflasyon karşısında parasının değerini korumaya çalışıyor. Sonra yatırım araçlarının, faizlerin, borsanın, kripto paraların ve türlü finansal sistemlerin arasında kendine bir çıkış yolu arıyor. Peki gerçekten sorun sadece bazı insanların yaptığı işlemler mi? Yoksa içinde yaşadığımız para düzenini de sorgulamanın zamanı gelmedi mi? Benim sorum burada başlıyor: İnsan neden geleceğini kurmak için sürekli borçlanmak zorunda olsun? Neden para, insanın hizmetindeki bir araç olmaktan çıkıp insanın hayatını yöneten bir güce dönüşsün? Kur'an bize çok açık bir ölçü veriyor: “Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır.” Ben bu cümleyi yalnızca bir dini hüküm olarak değil, ekonomik hayatımızı yeniden düşünmem...