Kayıtlar

ALLAH’IM! SİYONİZM’LE OLAN MÜCADELEMİZDE BİZE YARDIM ET, ZAFERİ NASİP ET!

 Allah’ım… Ben bugün Sana yalnızca kendim için dua etmiyorum. İnsanlık için dua ediyorum. Mazlumlar için, korkuyla yaşayanlar için, emeği sömürülenler için, borçların altında ezilenler için, kardeşine düşman edilenler için, hakikati ararken yolunu kaybedenler için dua ediyorum. Allah’ım, Sen kalbimden geçeni bilirsin. Benim ne düşündüğümü, neye üzüldüğümü, neyi değiştirmek istediğimi, insanlık için nasıl bir gelecek hayal ettiğimi Sen bilirsin. Ben bu dünyanın böyle olmak zorunda olduğuna inanmıyorum. İnsanların birbirini ezmek zorunda olduğuna, güçlü olanın zayıfı sömürmesinin hayatın değişmez kuralı olduğuna, insanların ömürlerini borç ödemekle tüketmek zorunda kaldığına, kardeşlerin menfaat uğruna birbirine düşman edilmesinin normal olduğuna inanmıyorum. Allah’ım, ben başka bir yolun mümkün olduğuna inanmak istiyorum. İnsanların birbirini sömürmeden yaşayabileceğine, alın terinin karşılığını bulabileceğine, helal kazancın bereketinin paylaşılabileceğine, adaletin yalnızca sözler...

Bilincin İnşası: Dünyada Olduğunu Sanan Ruh ve Ân-ı Dâim

 Kur’an-ı Kerim’in derinliklerine ve İslam metafiziğine bakıldığında, insanoğlunun en büyük yanılgılarından biri kendini dışarıda, maddeden müteşekkil, sabit ve bağımsız bir "dünyanın içinde" yaşamaktadır sanmasıdır. Oysa hakikat penceresinden bakıldığında durum tam tersidir: Dünya senin içindedir; sen dünyanın içinde değilsin. Zihin, niyet ve düşünce; Allah’ın koyduğu ilahi yasalar (Sünnetullah) çerçevesinde insanın "sonraki anını", yani kendi kader tecellisini inşa eden temel mekanizmadır. 1. Düşünce ve Niyet: Sonraki Ânın Tohumu Kur'an-ı Kerim'de insanın kendi gerçekliğini nasıl biçimlendirdiği pek çok ayette açıkça vurgulanır: "Bir toplum kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez." (Râ'd Suresi, 11) Bu ayet, dış dünyada yaşanan değişimlerin ve "gelecek anların", önce insanın iç aleminde (zihninde, niyetinde, idrakinde) başladığını gösterir. İnsanın zihninden geçirdiği düşünce, kalbinde kök salan inanç ve...

ANNE, BEN DÜN GECE KENDİMLE YÜZLEŞTİM...

(İçimdeki Fırtınanın, Yüklerimin ve Kendimi Bulma Yolculuğumun Derlemesi) "Ey benim derdimi dinleyen, beni bazen tam anlayan bazen anlayamasa da analık şefkatiyle bağrına basan kıymetli Anneciğim..." Bugün sana süslü laflar etmek için değil; içimdeki o yıllardır biriken, beni gece gündüz yoran, içten içe kemiren fırtınayı anlatmak için oturdum. Biliyorsun, ben çok konuşan, derdini ulu orta döken bir adam değilim. Genelde kendi kabuğuma çekilirim, bilgisayarın başına geçerim, kod yazarım, hesap yaparım, tarlanın toprağın işine bakar, kitapların arasına gömülürüm. Dışarıdan bakınca “Kendi halinde, işinde gücünde, sakin bir adam” dersin. Ama dünkün gece öyle bir şey oldu ki anne... İçimdeki o kalın duvarlar ilk defa çatladı. Kendi aynama öyle bir baktım ki, kaçacak tek bir santim yerim kalmadı. Yıllardır kendime bile itiraf edemediğim gerçekleri tek tek gördüm ve gözlerimden içime aktı o gözyaşları... İstedim ki bu yüzleşmeyi, içimden geçen bu derin sızıyı sana da açayım. Çünkü ...

“FAİZ BİR SİSTEMATİK SÖMÜRÜDÜR VE LÜZUMSUZDUR! BİZ BU ZULME ORTAK OLMAMAK İÇİN BURADAYIZ.”

Resim
 Ben bu yola, mevcutta insanlığın kanını emen finansal kene sistemine boyun eğmek için çıkmadım! Bugün dünyayı ve ne yazık ki kendi ülkemizi kıskacına almış olan küresel finansal düzen, üretmeyen, alın teri dökmeyen, sadece paradan para kazanarak kitleleri köleleştiren devasa bir sömürü çarkından ibarettir. Açıkça ve korkusuzca haykırıyorum: Faiz açık bir zulümdür! Faiz; alın terinin, üretimin, dürüst tüccarın ve çoluğunun çocuğunun rızkı için çalışan masum insanın emeğinin gasp edilmesidir. İnsanları borç batağına sürükleyen, gençlerin geleceğini ipotek altına alan, işletmeleri birer birer iflasa sürükleyen ve zengini sebepsizce daha zengin, fakiri ise derin bir sefalete mahkûm eden bu faiz düzeni çökmeye mahkûmdur. Devletimiz ve mevcutta dünyadaki neredeyse tüm yapılar ne yazık ki faizli bir sistemin kucağında, onun dayattığı kurallarla yüzmekte ve çırpınmaktadır. Ancak bu çaresizlik bize emsal olamaz! Başkalarının bu haram ve sömürü çarkına alışmış olması, bizim bu zulmü kabul e...

BÜYÜK SOYUNMA: KANUNLARIN VE GÖLGELERİN ÖTESİNDE HAKİKAT

Resim
( Not: Henüz kitabın tüm bölümleri tamamlanmadı, yazım süreci devam etmektedir.) " Kitabımda temel olarak şu soruya yanıt arıyorum: Polis teşkilatlarının, adliyelerin ve yazılı kanunların bir gecede ortadan kalktığı bir dünyada adalet nasıl tecelli eder? "   BÖLÜM 1: KUL YAPIMI KALKANLARIN YIKILIŞI Bölüm Spotu: İnsanlığın asırlar boyunca adalet sağlama iddiasıyla inşa ettiği polis teşkilatları, adliyeler, avukat cübbeleri ve karmaşık kanun maddeleri, zamanla mazlumun koruyucusu olmaktan çıkıp zalimin sığınağına dönüştü. "Büyük Soyunma", insanın kendi ürettiği bu sahte kalkanları tamamen fırlatıp atarak mutlak Hakikat ile çıplak bir biçimde yüzleştiği tarihsel ve ruhsal kırılma anıdır. 1.1. Adliye Koridorlarındaki Yalanlar ve Satılık Vicdanlar Spot: Paranın ve nüfuzun şekillendirdiği kanun maddeleri, suçluyu aklayan gedikler ve mahkeme salonlarında harcanan mazlum hayatlar. İnsan yapımı hukukun nasıl adalet değil, güce kılıf üreten devasa bir bürokratik çarka dönü...